Edebiyatımızda çok güzel sözler ve çok güzel deyişler vardır. Bazen okur adeta vurulurum, sarhoş gibi tekrar tekrar okurum. O güzel sözlerden yeni sözler, yeni düşünceler, yeni derinlikler bulmak isterim, bulurum da. Çocuklar gibi mutlu olurum, beyin jimnastiği ile ufkum açılır.
Çocukluk yıllarımda batı hayranlığım had safhadaydı, oralarda işçilik yapıp yaz tatilinde ülkemize gelince, elbiselerini, arabalarını hatta ceplerindeki selpak mendilleri bile beni çok etkilerdi ve batı hayranlığımın zirvede olduğu bir dönemde, ağabeyim öğrencisi olduğu Belçika'ya götürdü beni, tam on bir ay kaldım ve sonunda ne batı hayranlığım kaldı ne de onlara karşı bir sevgim. Halen sömürgecilik yollarıyla insanlığa yaptıkları zulümler, kötülükler, insan kıyımları ile beni kendilerine düşman ettiler. Örnek vermeyeyim yazacağım şey batı hayranlığının hazin sonu.
Bugün Ukrayna'yı ele alalım, bence bu ülkenin batı hayranlığı dünyada en önde gelir. Köylüsü, şehirlisi, öğrencisi sosuz bir batı hayranlığına sahip. Mutlaka kendilerine özgü kültürleri var ama onu çöpe attılar. Bir artisti, bir şarlatanı, bir batı hayranı adamı başlarına başkan seçtiler, şimdi soruyorum Ukrayna diye bir devlet var mı? NATO hayranlığı ülkeye ne kazandırdı?
Ölüm korkusu altında, her an başlarına gelecek bir bomba korkusu altında yaşıyorlar. Şimdi yok şurayı kurtardık, yok burada Rusları püskürttük gibi boş lakırdılar ile gün geçiriyor ve teselli buluyorlar.
O güzelim topraklarda tanklar geziyor, sokaklarında askerler, kadınlarının çoğu dış ülkelerde. Zelenski hala Rambo elbisesi ile dünyaya gösteri yapıyor, ülkesi battı ama kendisi kör, sağır yaşıyor.
Rusya ile anlaşıp kardeş kardeş yaşamaktan başka çaresi de yoktur.
Kalın sağlıcakla.