Maalesef gelişmiş ülkelerden bahsetmiyoruz. Onlarda afet olduğunda hemen dersler çıkartılır, afet yönetim planları hazırlanır, onların hazırlanması yetmez ilgililere aktarılır ve derhal yönetimler de bunu uygular…
Bizde ise plan hazırlanır, ilgililere aktarılır fakat uygulama aşamasında hiç bir şey yapılmaz. Evet altını çizerek söylüyorum hiçbir şey yapılmaz. Zira bu planları uygulamak cesaret değil; farklı özellikler ister. Örneğin, halkın parasını ona buna değil, halka harcansın… Hazine’den çıkan fazla 1 TL için yüreğin sıkışacak, halkın can güvenliği için telaşlı olacak ve yatağında yatamayacaksın. Bunları yapabiliyorsan zaten ülkede afetler konusunda sorun yok demektir. Örneğin; Japonya veya ABD...Gelişmekte olan ama depremden ders çıkaran bir takım Uzakdoğu ülkeleri de buna dahil…
Onlarda kentsel dönüşüm yıllar önce yapıldı. Bizde ise dönüşümü afetler yapıyor. Her deprem sonrası yıkılan kentlerde 3 katı geçmeyen yapılar, binaların yüksek alanlara kaydırılması gibi çözümler. Örneğin, Sakarya…Başka şehirlerde de mevcut. Erzincan gibi…
81 ilde afet yönetim planını sıkı sıkıya uygulamak yerine, deprem sonrası ‘tamam bundan sonra hazırız’ söylemleri bizi bugünlere getirmiş durumda. Deprem olmadan önce 81 ili hazırlayamıyoruz. Bizim yerimize depremler kentsel dönüşümü hızlandırıyor. Tek farkı var, biz hazır olduğumuzda canlar gitmeyecek ama doğa dönüşüme girdi mi şimdi olduğu gibi 35 binden fazla canımıza mal oluyor…Açıkçası ülke olarak bizim düzeleceğimize olan inancım kalmadı…Sizi bilmem ama ben böyle düşünüyorum…
İYİ VARSIN ‘ AHBAP’
Ülkede sadece siyaset değil, hemen her konunun trolleri mevcut. Şimdi de Haluk Levent’e ve onun yaptığı efsane hayır / hasenat işlerine karşı duran, neye ve kime hizmet ettiğini dahi bilemeyen güruh… Adeta iftira yarışında ön ayak olmuşlar.
Kendini dindar kisvesine koymuş ama ‘besmele’nin bile tercümesini yapamayacak kadar dini bilgisi zayıf bu kişiler, dernek vasıtasıyla ülkenin her yerine yardım eden, umut olan, çocukları sevindiren AHBAP’a savaş açmış durumda…İnsan bilmediğinin düşmanıdır…Bilmeyen insan, dinin en çok üzerinde durduğu iftira mekanizmasına sarılır.
O yalakalara sormak lazım; neye karşısın kardeşim, hele şunu bir tarif et? Dürüst olmak mı suç memlekette? Yoksa insanların yüzünü güldürmek mi? Belki de halkın parasını yine halka vermek…? Klavye başında yaptığınız şakşakçılık yerine, daha faydalı işlere yönelin bence…Bu sizin için daha sevap olur…
YARDIMLAR YERİNİ BULMALI
Önceki gün ülkenin dört bir yanından ‘Tek Yürek’ kampanyasına TV’ler ve radyolar vasıtasıyla yardımlar geldi. Gerçekten çok büyük bir rakam. Toplanan rakam bazı bakanlık bütçelerinden büyük. Geçen yıl dış ticaret açığımız kadar diyebilirim.
Böyle bir paranın kurulu kuruşuna depremzedeler için harcanılması gerekir diye düşünüyorum. Aklınıza “yahu zaten öyle yapılacak” diye bir cümle gelebilir…Geçmişte 99 depreminden sonra toplanan paraların bu ülkede nasıl çarçur edildiğini biliyoruz. Bu yüzden bir hatırlatma yapmak istedim. O zaman da toplanan para 34 milyar dolardı.
Ve de o zaman çıkarılan ve halen devam eden özel iletişim vergiler vs vs…Böyle paraları kullanmak için öncelikle Allah korkusu sonra da halka karşı sorumluluk duygusu gerekir. Bunlar varsa sorun yoktur. İnşallah dediğimiz gibi son kuruşuna kadar bölge halkı için kullanılır; bütçe açıklarını kapamak yada kamu bankaların zararlarını örtmek için kullanılmaz…