Üstünü
Hiçbir şeyle örtmeden
Sermek istiyorum kelimelerimi
Boylu boyunca tezgahlara.
Alan alsın ya da
Talan edilsin harflerim,
Yağmalansın varsın
Yeter ki
Günyüzü görsün ünlem işaretlerim.
Bir âdemoğlunun gözüne değsin
Bir sesi bir anlamı olsun artık sonlarda duran noktaların.
Yutmayayım
Boğazımda kalmasın sesim
Şaşırmasın da kimse
Ağlayan kelimelerin de olduğunu görünce.
Derleyip topladım tüm hitapları
İsminin önünde unvan olanları
Daha büyük bohçalara koyup
İki kere düğümlüyorum ağzını.
Hele de kendini âdil sananları
Yanlışlıkla yardan atıyorum.
Yazılan şarkıların
Ritmine keyifle eşlik etmiyor artık ayaklarım
Sadece ben mi?
Kuşlarla konuştum onların da diyecekleri var
Göç ediyorlar deyip bahane uydurmayın sakın
Gökyüzünün de tadı tuzu kalmamış
Çok gürültülü davullar çocukları da korkutuyor
Çalmayın!
Bir kerecik baksanız sözlerime
Bu kadar vurmazsınız.
Tokmağı tutan elin de şahitliği olacak yarın.
Kimseden söz dilenmedi şimdiye dek dilim
Kimsenin hikâyelerinde de olmadı gözüm.
Susuz kaldım bile demedim
En sevdiğim çiçeğin saksısı düştü elimden
Aynı toprakta açan fidan kurşun bile yedi belinden
Onun için ağladığımı dahi söyleyemedim.
Yaşı geçkin ihtiyarların
Sesini kısmak istediği radyodaki şarkı değil
Bangır bangır eşlik edilen marşlar olmak istiyor cümlelerim.
Hesabı kitabı önceden yapılan
Satranç taşları gibi
Hamleleri olsun istiyor hecelerim.
Şekerinin dozunu kimsenin nabzının şerbetine göre
Ayarlanmamış
Cümleler kurmak istiyorum
Ehliyeti elinden alınmış bir sürücünün
Gözü dönmüş öfkesiyle
Yollarda yürüyor hep üç noktalarım.
İşaretler çarparsa birine
Kaçta kaç suçlu sayılır yazdıklarım?