HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 Doğduğumuz andan ölümümüze kadar birçok konuda seçim hakkımız olduğu gibi birçok konuda da seçim hakkımız yoktur. Örnek vermek gerekirse anne-babamızı, cinsiyetimizi, doğduğumuz şehri seçemeyiz. Belki bu örnek daha da uzatılabilir, benim aklıma şimdilik bunlar geliyor. Yaşamın başka pek çok alanında seçim yaparız. Bunlar kimi zaman kendiliğinden karşımıza çıkar, hiç düşünmeden beynimiz seçimini yapar. Ama kimi seçimler vardır ki, karar vermek ayları bulur.

 Bebekken mama, çocukluğa erince oyuncak, okul çağında kalem, delikanlılığa ulaşıldığında elbise, parfüm, dost-arkadaş, girdiğimiz sınavlar sonrasında iyi puan almışsak geleceğimiz için yüksek okul, bittikten sonra iş, daha önce veya sonra eş, yaşamımızın her çağında da yemek seçeriz. 

 En önemli konu eş ve iş seçimidir. Daha sonra yuva dediğimiz sığınak.. İşi seçeriz ama iş arkadaşlarımızı, patronumuzu seçme hakkımız yoktur ne yazık ki.. işi, kabul edildiğimiz anda içindeki şartları bilmeden seçmiş oluruz. İş seçmek için önce emek vereceğimiz mesleği seçmiş olmamız gerekir. Meslek seçimimiz zevklerimizi, damak tadımızı, eğlence anlayışımızı sürdürebilme imkânını ve yarınlar konusundaki beklentimizi belirleyen ana unsurdur. Çünkü meslek seçmek, yaşam biçimi seçmek demektir. İş hayatında zorluk yaşamamak için kişi sevdiği bir mesleğe sahip olmalıdır. Bunun için ‘Sevdiğiniz işi seçin bir gün bile çalışmayın’ der Konfüçyüs.

 Seçimlerimiz bizim akıl, zeka ve eğitim düzeyimize göre şekil alır. Her biri zevkimizi, sanat ve estetik anlayışımızı gösterir. Çünkü bütün bunlar bize aşk, neşe, acı, kıskançlık, mutluluk, hüzün, tutku, şefkat, haz, sevinç, keder şeklinde yansır.

 Doğru ya da yanlış yaptığımız hemen hemen her seçim yarınlarımızı belirler. Gelecek tasarılarımız bir seçimimizle etkilenecek, yön alacak, veya olumsuz etkilenecektir. Yaşamımız ya daha kolay, daha anlam yüklü, daha sevgi dolu, yada yorgun, bezgin, bıkkın, sevgiden uzak olacaktır. Buna göre yaptığımız seçimler yaşama bağlı kılar, mutluluk verir, huzur verir. Tersi durumda acı verir,  ümitsizliğe yol açar, yaşamdan koparır.   

 Seçimler sırasında çok çekince ve bu yüzden çok kararsızlık yaşarız. Seçtiğimiz şeyle bir başka seçeneği seçmemiş oluruz. Her bir seçeneğin kendine göre bir üstünlüğü olduğundan yapılan seçimle o seçeneğe ait üstünlüğü kaybetmek kararsızlığın, çekincenin nedeni olur. Zor olan bir seçeneği elemek sorumluluğunu taşımaktır.

 “Doğduğumuz andan ölümümüze kadar birçok konuda seçim hakkımız olduğu gibi birçok konuda da seçim hakkımız yoktur.” diyerek başlamıştık yazımıza. Yüzyılımızda yetkileri kalmamış ve sembolik olarak varlıklarını sürdüren krallıklar daha önceleri diğer yok olan krallıklar gibi mutlak hakimiyet sahibiydiler. Din adamları ve soyluların ardından gelen bir sınıf yoktu. Böyle bir etkili sınıf olmadığı için halkın seçme hakkı yoktu. Hatta Osmanlıda halkın siyasetle ilgilenmesi idamla sonuçlanabilirdi. Batıda bu sınıfların ardından kentsoylu sınıfı oluşunca seçim geleneği oluşmaya başladı. Seçim geleneği Tanzimat’la birlikte oluşmaya başladı. 1867’den beri bir meclise sahibiz ve onun için yıllar içinde değişen ve gelişen bir biçimde seçimler yapıyoruz.

 Geçtiğimiz pazar günü bir seçim daha yaşadık. Milletvekilleri belli oldu ama Cumhurbaşkanlığı  ikinci tura kaldı. Bu pazar değil gelecek pazar gene sandık başında olacağız. Gerçeği ararsanız bu durumda iktidar partisi büyük oranda oy kaybına uğradı. Ana muhalefet beklediği oyu kazanamadı. İki partide seçim kazanmak uğruna küçük partilerin asansörü oldular.

 En şaşırtıcı olanıysa milliyetçiliğin yükselmesidir. Yapılan araştırmalar Türk halkının ( Türkiye halkı değil Türk halkı, içinde Türk olmadan bir Türkiye olamaz) yüzde 80’i milliyetçi kimliğe, yüzde 60’ı  dini kimliğe önem veriyor.

 Son seçimler meclisi daha muhafazakâr yaptı. Yeniden Refah ve HÜDAPAR’da Meclis’te artık. Kadın vekillerde düşüş var.

İkinci tur seçimlerde büyük ihtimalle cumhurbaşkanı değişmeyecektir. Bu meclis aritmetiğiyle en uygunu değişmemesidir zaten. Değişirse seçilen topal ördekliğe razı olmuş demektir.

Her ne olursa olsun, memleketimiz için hayırlı olsun.