İçim geçmiş.Geçerken uğradım, der gibi mini minnacık bir uykunun kısacık misafiri olmuşum.Öyle yastıklı yorganlı, nevresimli çarşaflı değil hemen ayaküstü laflamış gibi oturduğum koltukta uyuyakalmışım.Üstüne bir de çift metrajlı rüya görmüşüm.Çok garip.Rüyamda hepimiz bir oyunun içindeyiz ve birileri bizi gözetlemiyor, oturup enikonu seyrediyormuş.Oyunu, izlendiğimizin farkında olarak oynuyoruz.Bu yüzden ortada hiç çocuk şenliği yok.Hepimizin elinde tuttuğu bir şeyden ötürü el ele tutuşmadan şimdiye dek görülmemiş devasa bir çember oluşturmuşuz.Tanıdık tanımadık kim varsa görünmeyen iplerle bağlanmış sanki birbirine.Hem bundan şikâyetçi hem de buna razıyız.Oyun var ama ortada hiç çocuk yok.Hepimiz nereden geldiği belli olmayan bir sese kulak kesilmişiz.Bir bit yeniği olduğunu anlasam da ses etmiyorum. Ekolu ses,

-Oyunu kuralına göre oynayanlar kazanacak.Geri geri üçer, beşer ve hızlı bir şekilde sayacağım.Sıfıra yaklaşan oyundan çıkacak.Sıfıra yaklaşma korkusu olan kendini ele verecek ve ifşa olacak.Kimse onu aramayacak, herkes onu izlemeyi bırakacak, bir nevi kimsesi kalmayacak!

Yalnızlığı çok seven yanımla tam da “Kimsesizlik bu demek değildir!” diye karşı çıkacakken “Bu oyunun kuralı böyle değil, ben biliyorum!”diye duruma itiraz eden bir çocuk giriyor aramıza ve devam ediyor:

- Bu oyunun adı saklambaç! Geri geri saymak yok bir kere!Yavaş yavaş ve birer birer sayılır!Bir ebe olur, saklananları bulmak için.Saklananı bulursa sobeler o kadar ama oyundan çıkarmaz.Kimseyi saklandığı yerden çıkması için sayıları kafasına göre azaltamaz.Arayanın bulmak için verdiği çaba, arananı hem heyecanlandırır hem de gizliden bir mutluluk hissi verir ona.Sizinki oyun falan değil, hinlik var bu kurallarda!

Resmen veryansın ediyor. Etrafı buz gibi bir sessizlik kaplıyor.Onca kerli ferli insanız ama cesaret edip bir çocuk kadar olamıyoruz.Her şeyi izlemeye alıştığımızdan olsa gerek bunu da sessizce izlemekle yetiniyoruz.Bu kez içimizde erkekten yavuz bir kadın dayanamayıp sesleniyor kalabalığa:

-İsteyen saysın dursun hatta sıfırdan geriye geçsin.Hiç ortaya çıkmak istemeyen de çıkmasın.Sayıların varlığı çoğaltmaz insanı.Sayıların azalmasıyla da tehdit edilemez insan!Azalan şeyler, her zaman kıymetsiz olanı göstermez.Bu yapılan düpedüz bir korkutma! 

Can kulağıyla ve hayranlıkla dinliyorum kadını.

-Saklanan sadece bulunmak ister.Doğru.Çocukça arandığını bilmenin verdiği o küçük mutluluk için yapar bunu bazen. Kimse sonsuza dek kaybolmak istemez asla.Birisi sayarak ya da sayıları bu işin içine hiç katmadan bizi bulsun isteriz.Dünyadan saklanırız, belki dünyanın dönüşünden.İçimizde de illaki sevdiğimiz birinin bizi gelip bulacak olması,farkımıza varması umudu yatar.Birilerinin bize değer verdiğini anlamaya olan ihtiyacından saklanırız çünkü saklanmak bir hazdır, bulunamamaksa bir facia!

Minibüsteki koltukta gözümü kapamadan evvel önümde, sağımda, solumda ve hatta tepemde dikilen gençlerin her birinin ellerindeki telefonuyla ilgili birbirine benzer şeyler dediklerini hatırlıyorum."Senin takipçi sayın kaç?”, “Vaaaauv.Harbiden mi?”, “Seninki kaç?”,“Ayyy çok düşükmüş.Sürekli paylaşım yap!”,“Sen epeydir yoksun.Ara verince algoritmaya göre düşüyor.”

Her şey ayan beyan ortada.Rüyayı yormuyorum daha fazla, yorumlamıyorum da.REM uykusu değil de instagram uykusuymuş benimkisi belli.Hayrolsun inşallah.