Yapılan araştırmalar sonucu Türkiye, mutlu ülkeler sıralamasında 94. olarak yerini aldı. Zaten adı bilinen, duyulan, sürekli gündemde olan kaç ülke var ki? “Herkes Türkiye’yi konuşuyor” demişlerdi; demek ki, konuşulan mutsuzlukmuş. “Herkes Türkiye’den korkuyor” demişlerdi; ama “Türkiye gibi mutsuz olmaktan korkuyorlar” dememişlerdi. Peki ya herkesin Türkiye üzerine oyunlar oynaması? Sanırım, biraz daha neşelendirmek içinmiş.

Mutsuz insanların en bilinen özelliği, acıdan ve kaostan beslenmeleri; artık hayatta onları mutlu edecek bir ihtimalin kalmadığını düşünmeleridir. Umutsuzluk ve güvensizlik… Türkiye ve mutsuz insanlar arasındaki en büyük benzerlik de budur: Türkiye, kaostan beslenmektedir. Türkiye’de dün, bugünden hep daha güzeldir. Güzel günler, mutlu günler hep dünde, eskide kalmıştır. Çünkü Türkiye’de yarından korkulur. Bireyler, başka ülkelerde yarınlarını planlayıp inşa ederken, Türkiye’de yaşayan bireyler için yarınlar, ülkenin kendisi tarafından planlanıp inşa edilir. Bireylere kalan ise sadece belirsizlik ve kaygıdır. Türkiye’de yarın, artık toplumsal bir umutsuzluk olarak anılırken, bugün ise dünü kıyaslamakta geçmektedir.

Mutsuz bir dönemden, mutlu bir nesil bekleniyor. Oysa biz, hükümet olmaya çalışan tarafların arasında sıkışan, harcanan, eli-kolu bağlanıp gün sonunda hesap ödetilen bir milletiz. Cennet diye adlandırılan vatanımızda geleceğimiz yanıyor. Devlet kavramını ortadan kaldıran taraflar, bu milleti de merdiven olarak kullanıp ardından görüntü kirliliği yapmasın diye ortadan kaldırıyorlar.

Bugün, bir zamanlar genç nüfusuna güvenen bu ülke, şimdi genç neslinin başka ülkelere gitmesiyle hayıflanıyor. John Milton’un dediği gibi: “Şeytan cehennemde egemenliğe yeğdir, cennette uşaklığa.” Bilemiyorum, anlatabildim mi?

Bundan bir asır sonra ne olur, hiçbir fikrim yok. Tarih kitapları kimleri yazar, nasıl yazar, objektif mi olur, bilmiyorum. İlgilenmiyorum da. Ben bugünün insanıyım. Bugünümün çıkarlar ve menfaatler uğruna mahvedilmesini istemeyen sıradan bir insan.