Şaibeli 38. Olağan Kurultay ile CHP Genel Başkanlığı makamına oturan Özgür Özel, son haftalardaki çıkışlarıyla kendisini bu ülkenin ana muhalefet partisinin sorumlu lideri gibi değil de, âdeta bir terör örgütünün yöneticisi olarak konumlandırmakta; her türlü ahlâki angajmandan yoksun olarak kullanmakta olduğu tehdit dili ile de doğrudan devleti ve anayasal kurumları hedef almaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına, halkın emanetine, demokrasiye kara çalanlar; milleti bölmeye, iç çatışmaya sürüklemeye çalışarak ferasetten ve sağ duyudan uzak, sol-terörizm duyu ile kargaşa peşindedirler.
CHP'nin kendi seçmeni dahi bu aymazlığı kabul etmemektedir. Uhulet ve suhuletten uzak, yargıya parmak sallamayı ve aba altından sopa göstermeyi kronik hastalık haline getirmiş olanlara Türkiye Cumhuriyeti gereken reçeteyi yazar.
Bu yaklaşım, CHP'nin artık ezberlemiş olduğumuz ve metodolojisi hâline getirmiş olduğu kalıplaşmış-bozuk siyâsal davranış biçimidir.
Genel başkanlarından sonra, teşkilatları içinde de kelebek dalgasını andıran sözlü ve yazılı eylemleri; "Ön teker nereye giderse arka teker oraya gider " deyimini aklımıza getiriyor.
Bir asırlık tarihi içinde tek parti olmanın sağladığı ayrıcalıklı dönem hariç, milletin tek başına iktidar yapmadığı- vermediği bu siyâsal yapı, sadece vesayet rejimi uzantısı "zinde kuvvetlerin" tertiplediği darbelere, cuntalara ve muhtıralara tutunarak bugüne kadar varlığını idame ettirebilmiştir.
Devlet yapısı içindeki TSK ve AYM gibi organlarla irtibatı kesilen CHP'nin, iktidara erişme uğruna devleti düşürmeyi dahi göze aldığı, bunun için de illegal vasıtalar üzerinden PKK ve FETÖ dahil tüm terör örgütleriyle irtibat kurmuş olduğu gerçeği artık gün gibi ortadadır.
15 Temmuz Darbe girişiminin milletin direnci ile akâmete uğratılması ile buradan istediği sonucu çıkaramayan CHP, son olarak marjinal sol grupları ajite ederek sokak eylemlerini devreye sokmak istemekte; Gezi eylemleri ile prova ettikleri kalkışmanın yeni bir sürümünün subjektif koşullarını hazırlamaktadır.
Kuvay-ı Milliye diyenler; gerek ikili görüşmelerinde gerekse de katıldıkları -Sosyalist Enternasyonal gibi- çoklu uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, emperyalistlere jurnal ederek, müdahale etmelerini istemeye kadar işi götürmüşlerdir. Hani neredeyse bir sömürge valisine bile razı durumdadırlar.
Jakoben siyasetin bile asgari düzeyde bir siyâsî ahlâkı vardır. Görülüyor ki, bunlar da o bile yok.
Ellerinde bulundurdukları yerel yönetimleri birer feodal derebeyine dönüştürerek kurmuş oldukları rüşvet, yağma ve çapul düzeni yargının duvarına çarparak dağılmaya başlaması ve gerçekleştirdikleri kirli eylemleri itirafçıların beyanları ile ortaya döküldükçe iyice köşeye sıkışan CHP, elindeki son kozu olan sokakları terörize ederek kaos ve kargaşa ortamı oluşturma yolunu deneyecek olduğu ayan beyan belli olmuştur.
Bu yolla da kitlesini konsolide etmeyi amaçlamaktadır.
Kullanmayı planladıkları bu yöntemin bir diğer amacı da, tüm bu süreç boyunca en başından itibaren hedefledikleri ikinci bir husus olan; "Terörsüz Türkiye" hamlesini de sabote etmek...
"Terörsüz Türkiye Yüzyılı" vizyonuna destek yerine köstek olan CHP, âleni olarak tutumunu deşifre etmiş ve sergilemiş olduğu sözlü eylemlerle niyetini tescillemiştir.
Ancak hevesleri bir kez daha kursaklarında kalacak; darbe koşullarını oluşturma gayeleri asla hedefine varamayacaktır.
Zira, devletimiz ve milletimiz tüm bu gelişmeleri son derece soğukkanlı ve uyanık- diri bir biçimde izlemekte; anayasal organlar gerekli müdahaleleri vakti geldikçe yapmaktadır.
Halkın Partisi olmaktan kopan ve bu son çığlıkları olan CHP'nin, bugüne dek üslenmiş olduğu ve ortaya koyduğu gayri-milli misyon; bir daha geri gelmemek üzere böylece tarih sahnesinden silinip gidecektir.
Filiz Toklu