Günün erken saatlerinde, paranın araç değil amaç olduğu bugünlerde, işe gitmek için yola koyulmuş olan işçileri düşünün. Bir yandan yeni yılın yaklaşmasıyla alacakları zamlı maaşların umuduyla yüzlerinde oluşan tebessüm, diğer yandan zamlı maaşın hesaplarına yatması beklenmeden temel ihtiyaçlara uygulanacak olan zamlı fiyatların kara bulutlarıyla iş yerlerine doğru yürüyorlar. Alacak oldukları bu düşük bütçeli maaşlarıyla birikim yapacak, ardından yazın hayalini kurduğu tatili gerçekleştirecek. Belki daha sonra ufak bir araba, ödeyebilirse çektiği krediyle bir ev sahibi olacak. Biraz hali vakti yerine gelince alacağı hisselerle Mars’a koloni kurmayı planlayan E. Musk’a ortak olacak. Her şey mümkün.
Sonra işçinin yüzüne soğuk bir rüzgar vuruyor, bu rüzgarla birlikte işçi hayallerinden sıyrılıp gerçekle tekrar baş başa kalıyor. Hayalleri de Mars’tan Dünya’ya iniş yapıyor. Çünkü bütün bu güzel düşüncelerin sonunda fatura, kira, mutfak masrafları e diğer ihtiyaçlar işçinin gelecek ile ilgili hayallerini kemiriyor. İşçiye kalan ise biraz daha iyi, kaliteli ve sosyal yaşam için daha çok çalışıp, daha çok para kazanmak zorunda olmak. Daha iyi, sağlıklı ve kaliteliye giden yol neden daha çok çalışmaktan geçiyor? Daha iyiye giden yol neden hep daha pahalı oluyor?
Biz bu soruların cevabına hayatta kalma sanatı diyoruz. Aldığımız bu düşük ücretli maaşlar aslında bizler için bir rakam değil, yaşam kılavuzu olmuş durumda. Bu kılavuz bize zaman zaman bir öğün yemek yerine iki ekmek arasına domates koymayı, tatil yerine balkonlarımıza masa atıp okey takımı kurmayı, sinema yerine ise televizyonlarımızda yayınlanan ve bizleri çoğunlukla kötü bir şekilde ifade eden dizilere sarılmayı öğretti. Enflasyon bizleri evlere saklarken, maaşınızın değeri her geçen gün düşerken, “Azıcık aşım, ağrısız başım” felsefesine tutunursunuz.
Morallerinizi bozmayın ve unutmayın! Türkiye, hayaller ülkesi. Yalnızca bir ev ya da araba hayalini değil, lüks restoranlarda yemek yemeyi, yurt dışı seyahatlerini ve gelecek kaygısından özgür bir yaşamı hayal edebilirsiniz.
Ekonomimiz dengeleniyor, her zaman söylenildiği gibi dezenflasyon süreci başladı, başlayacak. Ama düşük gelirliler her yeni bütçe sonrası yapılan zamlar ve artan fiyatlara yetişebilir mi? İşte o konuda söz veremiyor ve hepinizi “kemer sıkmaya” davet ediyoruz.
Değindiğim bu konular yaşamınızda ironik bir yankı gibi uluyor olabilir. Ama her şeye rağmen Türkiye’nin insanları dayanıklıdır ve düşük gelirle yaşamak bir sanattır. Yüzlerinize tebessüm, bol bol sabır ve düşüncelerinize bir tutam umut ekleyin. İşte size mucizevi yaşam tarifi.