Deprem şehri Sakarya… Unutmak çok insani bir davranışken, depremi hatırlamak sizce mecburi midir?
Dünyanın en hızlı hareket eden ve en aktif sağ-yanal atımlı faylarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), Sakarya’nın altından geçmektedir. Bu durum, fay hattının kalbinin şehrimizin altında attığını bize göstermektedir.
Şimdilik sakin atan bu kalp, ya heyecanlanıp hızla çarpmaya başlarsa? Şehrimiz bu heyecanı taşımaya, yaşamaya hazır mı? Sanmıyorum.
Şehrimizin yetkilileri de sanmıyor; ancak korkmuyorlar da.
Bu şehrin toprak örtüsü birçok olaya, anıya şahitlik etti. Depremden sonra topraklanmış olan kalıntılar da bunlara dahil. Yakın zamanda gerçekleşen endişe yaratıcı, hatta yıkıcı depremler bu anıları insanlara hatırlatmaya yetmiyor.
Şehrimizin birçok yerinde 1999 depreminin öncesinden kalma eski yapılar, hasarlı binalar bulunmakta. Yetkililer şehri güvene almak için çalışmak yerine hızlıca oy toplayabileceği yerlere yatırım yapıyor. Süslü planlar, projelerle vatandaşın gözünü boyamaya ve hasarlı binalarında oturtmaya devam ediyorlar. Yetkililer sadece bir yıllık projeleri için çalışıp deprem için herhangi bir önlem almıyorken, vatandaş da kendi önlemlerini almak konusunda çekingen davranıyor. Ne vatandaş ne de yetkili deprem için hazırlık yapmıyorken, deprem sonrası gerçekleşen yıkımın ardından yardım etkinlikleri başlatılıyor. Bazılarımız enkazın altında yardım beklerken, bazılarımız enkazın üzerinde “Kentsel dönüşüm yapsaydık, toplanan yardımlar, kaçan müteahhitler…” başlıkları atıyor.
Ve işin en kötü tarafı da bu döngü hiçbir zaman kırılamıyor.
Adını başımıza gelmeden önce anmadığımız, yüzümüze yansıtmadığımız korkuyla hep birlikte yaşıyoruz. Unutuyoruz.
Deprem bir doğa olayı; beraberinde getirdiği yıkım ise “Bize bir şey olmaz” diyen halkın ve “Şu seçimi atlatalım, sonraki seçime vaat olarak bunu sunarız” felsefesini takınan yetkililerin tablosudur.
Hatırlamamak, unutmak insani bir davranış demiştik; ama ihmalkarlık sadece bir tercihtir.
Biz hatırlayalım, çünkü hatırlamak hayatta kalmaktır.