Yine geldik yılın o meşhur sorusuna…
"Yeni yılda asgari ücret ne olacak?"
Sanki memleketin bütün derdi buymuş gibi. Oysa mesele rakam değil, yaşam. Ama ne yazık ki bu ülkede insanlar artık maaş değil, nefes zammı bekliyor.
2025 biterken sokakta, pazarda, otobüste herkes aynı cümleyi kuruyor: "Bu parayla geçinilmiyor."
Haklılar. Çünkü geçinilmiyor.
Bir kilo peynir, bir litre yağ, bir torba kömür… Her biri maaşın dilim dilim gittiği yer.
22 bin liralık asgari ücretle başladık 2025'e.
Enflasyon yüzde 50, markette yüzde 150.
Yetkililer diyor ki "rakamlarla oynamayın."
Uyarıları dinleyen var mı, yok. Bir yaptırımı var mı, yaptım demek için var.
Şimdi hesap kitap yapılıyor.
Kimisi diyor 25 bin olur, kimisi 30 bin.
Sanki 30 bin lira olunca her şey düzelecekmiş gibi.
Oysa 30 bin lira da bir ay sonra 20 binin kaderini paylaşacak. Eriyip gidecek.
Ekonomiyi yönetenler hala "denge" diyor.
Denge dedikleri şey, işverenle işçinin açlık sınırında buluşması.
Asgari ücretliye verilen zam değil, verilen sabır testi.
Yılbaşında maaş artıyor, daha zamlı maaşı almadan markette fiyatlar tavan yapıyor.
Vatandaş zamla değil, zamla gelen umutsuzlukla baş etmeye çalışıyor.
Gerçekçi olalım.
Her ne kadar 27 bin lirayı geçmeyeceğini düşünsem de en iyi senaryoda asgari ücret 30 bin lira civarına çıkar.
Ama elektrik, kira, gıda yine koşar adım öne geçer.
Birileri “tarihi zam” diye alkış tutar,
Öbürleri ay sonunu yine kredi kartıyla görür.
Bu ülkede asgari ücret artmaz, asgari umut azalır.
Rakamlar büyür, cüzdan küçülür.