Okullar açılıyor. Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla öğrencileri tatlı, velileri stresli bir telaş kapladı.
2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin yayımlanan genelgede, e-Okul üzerinden otomatik yapılan okul kayıtları nedeniyle velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilemeyeceği açıkça belirtildi. Bakanlık tarafından ücretsiz dağıtılan kaynakların dışında materyallerin kullandırılmaması, velilerin belirli markalara veya yüksek maliyetli kırtasiye setlerine mecbur bırakılmaması ve ailelere maddi yük oluşturacak uygulamalardan kaçınılması istendi. Ancak diğer ek masrafları kimse göremedi sanırım.
Devlet okulları ücretsiz ama bir çocuğu okula göndermek bir hayli masraflı. Bir yanda heyecanla yeni eşyalarını bekleyen çocuklar, diğer yanda masa başında hesap kitap yapan veliler. Çantası, ayakkabısı, kırtasiye malzemeleri derken okul masrafları giderek büyüyor. İşin kötü tarafı ise masraflar sadece bunlarla bitmiyor. Ek olarak servis ücreti, kantin harcamaları derken bir çocuk için yapılan harcama miktarı on binlerce lirayı buluyor. Birden fazla çocuk yetiştirmeye çalışan ailelerin ise vay haline…
Eğitim-öğretim yılı başlarken düşünülmesi gereken şeylerden bahsedersek:
Eğitimin çok önemli olduğunu herkesin bildiği bir dünyada eğitimin bu kadar pahalı olması çok içler acısı değil mi? Gün geçtikçe temel eğitimi almak bile bir lüks haline geliyor.
Üstelik her ailenin ekonomik şartları da aynı değil. Bu durumda eğitimde fırsat eşitsizliği sınıf kapısına gelmeden çok daha önce başlıyor. Nihayetinde bir çocuğun okula başlamasının maliyeti de sadece “kayıt parası, farklı kaynak” değil.
Evlerimiz okulun hemen sağ köşesinde değil. Ayrıca sokaklarımız da güvenli değil. Okul saatinde bütün öğrencilerin ebeveynleri evde değil. Kantinlerimiz öğrenci dostu değil. Haliyle beslenmemiz yeterli değil. Okullarımız yeterince hijyenik değil. Sınıflarımız her zaman güvenli değil. Tek bir kaynak, diğer öğrencilerle rekabet etmek için yeterli değil. Zaman zaman bizlere eğitim verenlerimiz adaletli bile değil.
Tüm bunlar düşünüldüğünde, eğitimde fırsat eşitliğinin sadece okul kapısından girmek olmadığını anlamak gerekir. Bir çocuğun eğitim hayatında eksik hissetmemesi için güvenli bir yola, yeterli beslenmeye, sağlıklı ortama ve kendisini eşit hissedebileceği şartlara ihtiyaç vardır.
Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabileceği bir dönem olması temennisiyle.