Arasanız çok az kaliteli yönetici bulursunuz ülkemizde. Yaşadığımız son deprem bunu açıkça  ortaya koydu. Şirketlerden STK’lara, Siyasi Partilerden Belediyelere oradan ülke yönetimine varan alanda ne yazık ki başarının ölçüsü günlük hayatın ve tabiatın kurallarının çok çok dışında. Kalite bu açıdan değerlendirilecek olursa düzeyin düşüklük nedeni kolaylıkla görülecektir.  Arzu ve emellerin gerçekle uyuşmamasından dolayı o kadar suç işleniyor ki, sık sık af ilanı bunun kanıtıdır zaten. Ne yazık ki yapı malzemelerimiz bozuk. Trafikten bina yapımına kadar bu böyle. Ama içimizde tertemiz kalabilmiş insanlar az değil! Hatta onlar çoğunlukta bile. Kendilerini öyle ortalarda görmediğimiz için herkesi kötü sanıyoruz. Kimsenin kahramana ihtiyacı yok aslında. Biraz metanet, biraz asalet, biraz azim, kahraman olmaya yeter de artar bile.

Bir saygıdeğer, eli öpülesi sabır anıtı bir hanım enkaz altındayken kurtarma ekibinden biri “inşallah seni kurtaracaz abla” diyor, o da “inşallah, teşekkür ediyorum. Hiç tanımadığınız insanlar için burdasınız, Allah razı olsun. Allah sizi düşürmesin. Böyle durumlara yakınınızda düşmesin inşallah. Çok teşekkür ederim, çok! Ben tam ümidi kesmiştim biliyor musun? Dedim bırakın uyuyacağım ben. Üşüyordum zatende.. dedim uyuyayım, zaten ne olacaksa olacak. Üstümüzde böyle geziyorlardı, geziyorlardı. Dedim burası çok tehlikeli herhalde. Onlarda haklı!” bilinç açıklığına ve muhakeme gücüne bakar mısınız?  Bunları kendi can derdindeyken sakinlik içinde diyebiliyordu.

Kahramanlık değilde nedir bu? 

Alın size bir örnek daha:

Adıyaman’da anne babası ve iki kardeşi kurtulan, 9 yaşındaki kız kardeşiyle enkaz altında kalan 14 yaşındaki erkek çocuğu başı çöken tavanla yer arasında sıkışan kardeşini yüreklendirmiş, fırsatını bulunca o tavanın bir bölümünden kardeşinin başını kurtarmış. Kendilerini enkaz altından dördüncü gün kurtarmışlar. Kız kardeşi ağabeyinin hiç ümitsiz söz söylemediğini, hep oyun oynatarak  moral  verdiğini söylemişti. O çocuk dışarı çıktığında “gökyüzünü çok özledim” demişti. 

Ahmet adında bir çocuk enkazdan kurtarılırken sakız istiyor, ona çikolatalı ekmek bile vereceklerini söylüyorlar.

Bir başka çocuk;

“Ağabey, çıktığım yerde siyah bir çanta var, onun içinde cüzdan var, onun içinde bakugan gibi bir şey var. onun içinde para var. Babam bana emanet etmişti. Zaten evimiz yok! O parayla belki bir ev alabiliriz” demişti. Çocuğun sorumluluk duygusuna bakar mısınız?

Bir başka sorumluluk örneği de Adıyaman’dan. 71 saat sonra enkazdan kurtarılan minik çocuk ambulansa götürülmek istememiş  “hayııır, yarın okulum var” demişti. Haklıydı, deprem olmasaydı yarıyıl tatili bitip okullar başlayacaktı.

Bu benim son videom diyerek enkaz altında canlı yayın yapan delikanlı Adıyaman’da enkazdan sağ salim çıkarılmıştı.

Enkaz altında kurtarılan 5 yaşındaki Hazal’a muayene olmadan “su içme” demişlerdi, ona hemen ardından başka biri “su içermisin?” diye sorunca “muayene olmadım” demişti.

Enkazdan kurtarılan 15 yaşındaki genç çocuk, “dışarısı daha soğuk” dedi.

Bir baba enkaz altında birlikte bulundukları yaşam boşluğunda 5 yaşındaki kızının korkmaması için birbirlerine masallar anlatmışlar, küçük akıl oyunları oynamışlar, şarkı söylemişler.

Bunların hangi birine kahraman değil diyebilirsiniz? Hepsi ayrı bir kahraman! Hepsi zor zamanlardan kendi bilgi birikimlerine karakterlerini katarak geçmişler. Kahramanlara zor zamanlarda ihtiyaç olmaz mı zaten?

Bunların içinde dinlediğim her hikâye beni çok duygulandırdı. Ama gökyüzünü özleyene ne demeli sizce, söyler misiniz?

Bir video vardı onu atlamak olmaz; bir kız çocuğu, ayağına bol gelen çizmeler, mavi bereli ve çömelmiş bir askerin omuzuna başını koymuş, eli askerin elini sımsıkı tutuyordu. Nasıl bir şefkat arayışı ve askerin şefkat abidesi oluşudur görseniz...

Bunlara arama kurtarma ekiplerini ve gönüllüleri de eklemek gerekli. Her biri ayrı kahramandırlar. Öyle olmaları kadar doğal ne var ki? Kurtuluş savaşı vermiş, cumhuriyet kurmuş bir kuşağın torunlarından beklenen tamda budur. Siyasilere inat, ülkenin doğusu ile batısı arasında bir ayrım olmadığını tüm dünyaya haykırdılar.