İkinci tur seçimlere az bir zaman kala ekonomide tablo da ağırlaşmaya başladı. Tabir yerindeyse hükümet, seçim kazanmak için elindeki son kozları kullanmaya devam ediyor.

 

Peki Erdoğan yeniden gelirse nasıl bir tablo bizi bekliyor, buna kısaca değinelim…Öncelikle döviz alanında neler yaşanabilir…

 

-Merkez Bankası rezervleri şu an (swap hariç) eksi 72 milyar dolara geriledi. Büyük bir döviz açığı olmakla birlikte, Erdoğan bu açığı kapatmak için bazı yolları tercih edecek. Bunlardan en önemlisi sermaye kontrolüne başvurabilir, yani ülkeye giren çıkan döviz için bir takım yasal önlemler akla geliyor. Bunu yapmaya mecbur kalabilir zira, kazandığı taktirde yabancı sermayenin şu an olduğu gibi ülkemizi tercih edeceğine ihtimal vermiyorum.

 

-Cari açığı kapatmak ve talebi bir nebze olsun doyurmak için dövizi belli bir zaman sonra serbest bırakma yolunu seçebilir. Bunu yaptığı taktirde oluşacak olan enflasyona karşı yeni tedbirler alması gerekecek zira yaptığımız analizlere göre dövizin yeniden çıkması halinde, iğneden ipliğe herşeye yüzde 30-35 oranında yeni bir zam dalgası bizi bekliyor.

 

-Dövizdeki tırmanmaya karşı, enflasyonun yükselişi yine o bilinen yöntemlerle geçiştirilmeye çalışılacak. Yani, Merkez Bankası piyasalara döviz yönlü müdahale edecek. Faizi artırmaya yanaşmayan Erdoğan; Rusya, Suudi Arabistan veya Katar ile yeni bir döviz anlaşmalarına gidebilir. Daha önce Ortadoks politikalarına dönüş sinyaline veren Erdoğan’ın, faizi düşürme inadından (yüksek enflasyona rağmen) vazgeçeceğine inanmıyorum.

 

-Yukarıda bahsettiğim gibi yeni dönemde bırakın enflasyonun düşeceğini, yeni bir zam dalgası ile karşı karşıya kalacağız. Enflasyonu tetikleyecek olan sadece döviz baskısı değil, bütçe açığı konusu da bizi bekliyor. Depremlerin etkisi, seçim ekonomisi ve kazanmak uğruna verilen bol vaatler de bütçenin delinmesine yetti. Açığı kapatmak için her halükarda ek bütçe yapılacak. Bu bütçenin içinde vergi artırımları (yüzde 8’lik KDV’ler 18’e, yüzde 1 olanlar da yüzde 8’e çıkartılabilir) olacak. Bunun yanında da nur topu gibi yeni vergiler de bekliyorum…

 

Erdoğan, politika yönünde bir değişiklik yapmazsa durum sürdürülemez görünüyor, bu da para biriminin daha da zayıflayacağı anlamına geliyor. Politika değişikliği derken şunu düşünelim, Erdoğan kazandığı taktirde enflasyona uyumlu şekilde faizleri artırmak zorunda. Bu, hem para genişlemesine neden olacak, hem de dövizin ateşini bir miktar söndürecektir.

 

Politikalar daha fazla ortodoksiye kaydırılırsa, enflasyonu düşürme süreci daha hızlı olacağı kanısındayım…

 

Seçimden hemen önce Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilme şansının arttığı algısı ile borsa yükselip risk primi düşerken, seçim sonrasında Erdoğan’ın yeniden kazanma ihtimalinin artması ile birlikte TL’deki değer kaybının hızlandığını, borsanın düştüğünü ve risk priminin yükseldiğini gözlemliyoruz. Bunun sebebi ise Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ teorisinde ısrar etmesidir…Piyasalar bu deneme/ yanılma teorisine güvenmesi. Zira devam ettiği taktirde, bizi çok daha zor günler bekliyor…