HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Amerika Afganistan’dan çekileceğini açıkladıktan sonra işbirlikçilerine yer aramaya başladı. Daha önce hazırlanan bir plan gereği işbirlikçiler önce Pakistan ve Türkiye’ye yerleştirilecek, 5-6 ay sonra oralardan alınıp Amerika’ya götürüleceklerdi. Bu planda Taliban’ın Kabile girmesi öngörülmüş müydü bilmiyoruz. Ülkenin Taliban’a teslim edileceği Başkan Eşref Gani’nin ülke dışına kaçmasından anlıyoruz. Bunu Amerika’nın planladığı Taliban’ın elindeki Amerikan silahlarından da anlıyoruz. Amerika Rus işgali sırasında Taliban’ı oluşturmuş, düzenlediği 11 Eylül ikiz kulelere uçak çarpması olayını gerekçe gösterip bu kez kendisinin işgal ederek oluşturduğu işbirlikçilerle, Taliban terör örgütü ve IŞİD (diğer adıyla DAEŞ) gibi örgütleri aracılığıyla Afganistan, Çin ve Rusya’yı yakından gözetleyen, tehdit eden bir üs olmuştur. Bu durum Çin’in rüyası “Bir Kuşak Bir Yol” (Pekin-Paris demiryolu) projesini sekteye uğratmıştır.

Bir ülkenin belki en kötü anılacak insanı işbirlikçi olanıdır. Bu işbirlikçinin en cahil olanını hava alanındaki kargo uçağına binme sırasında Pakistan fotoğraflarında görmeye alıştığımız toplu taşıma araçlarındaki izdiham resimlerini andırır bir kargaşada gördük. Kargo uçağı hareket etmeye başladığında uçağın kapısına yapışanlardan, tekerine tutunanlardan, uçağın yanı sıra koşanlardan oluşan sahneler vardı. Hele biri kamerayı fark ederek uçağın peşi sıra koşarken panayır çocukları gibi şen bir tavırla iki elini kaldırarak sallaması unutulur şey değildi. Uçağın havalanmasının ardından teker boşluğuna tutunan birinin düşüp yere çakılmasına ne demeli? Hem komik, hem acıklı bu sahneler gözlerimin önünden gitmiyor. Ahmet Hakan’ın dediği gibi “Allah kimseyi, böyle aşağılanmış bir pozisyona, böyle bir zillete düşürmesin!”

Emperyalizmin malzemesi boldur. Her malzeme emperyalizmin oyuncaklarıdır. Kimi zaman terör örgütleri olabilir bu, kimi zaman iktidara taşıdığı parti, kişi veya kişiler, kimi zaman muhalefet, kimi zaman basın, kimi zaman halk, kimi zaman mali oligarşi, kimi zaman ordu.. demokrasi getirme vaadiyle gelirler, girdikleri ülkeleri kargaşa içinde bırakarak giderler. Niyetleri de odur zaten, başka bir şey değil. Emperyalizm için malzeme olmayan şey yoktur. Her olgu, her nesne onlar için malzeme olmaya adaydır. Göç ve göçmenlik böyle bir olgudur.

HaberTürk yazarı Fatih Altaylı, “Bir işgal metodu olarak göç” başlıklı yazısında “Cemaatler ve tarikatlar eli ile bile bu ülkenin karıştırılamadığını görenlerin son silahı bu göç. Bunu destekleyenler ise bu güçlerin iç uzantıları” olduğunu belirtti. Bunların kim olduklarını söylerken gözünü budaktan sakınmayıp şunları ekledi: “Biz «bu göçmen dalgası normal değil» diyerek itiraz ettikçe, ABD Ordusu’nun «Göç’ün bir silah olarak kullanılması» başlıklı tezini gösterip Türkiye’ye yönelik göç dalgasının arkasındaki niyeti sergiledikçe «Taliban kafalılar» ve «Sol kafasızlar» ortak bir biçimde bizi «faşist» diye nitelemeye devam ediyorlar.”

Fatih Altaylı bu kişilerin içine Avrupa Birliğine girişle yabancı sermayenin yurda girmesi fikrinde sıkışmış kalmış, Damat Ferit Paşa ruhlu (Uğur Mumcu’nun isim babası olduğu ve ilk kez Mehmet Barlas için kullandığı adla) liboşlarıda koymalıydı. Onların içinde Nagehan Alçı, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Ali Bayramoğlu, Hasan Cemal, Murat Belge, Nuray Mert, Rasim Ozan Kütahyalı, Yasemin Çongar, Mehmet Barlas var. Bunların çoğu soldan çark etmiş, liberalizmde demirlemiş, omurgasız ve yorgun beyinlileridir.

Solda kalmış görünmekle birlikte sağ iktidarı destekleyen, Marksizmin yanına Mustafa Kemal Atatürk’ü yıllar sonra ekleyen, Avrasyacı Doğu Perinçek’te göçmenliği arttıracak nedenlerin başındaki Taliban terör örgütünü Amerika’yı kovan direnişçiler olarak nitelendirerek alkışlıyor. Hatta bunları, dünyanın antiemperyalist önderi olarak kabul ettiği kurucu önderimiz Atatürk’le bir arada “Taliban, Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye’de yaptığı gibi Afganistan’ın Kurtuluş Savaşı’nı başardı” biçiminde anıyor. Herkesin fikir birliği içinde kabul edeceği gibi kendi inancı dışındaki hayat tarzını kabul etmeyen, buna muhalefet edenleri sokak ortasında infaz eden Taliban’ın terör örgütü olmasına rağmen “Biz İstiklal Savaşı vermiş Atatürk’ün ülkesinden buna bakmıyoruz da, çökmekte olan Batı medeniyetinin Asyalılara bakış açısıyla bakıyoruz” diyebiliyor.

Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak gibiyim. Taliban’ın Amerika’nın yarattığı bir terör örgütü olduğu nasıl unutulur? Elindeki silahların Amerikan silahı olduğu görülmüyor mu? Şimdi devleti ele geçiren Taliban, Amerika’nın donattığı ordunun da sahibidir artık.

Yukarıda; “Emperyalizm için malzeme olmayan şey yoktur. Her olgu, her nesne onlar için malzeme olmaya adaydır” demiştik. Yanılıyor muyuz?