Kainatta her şey hareket halindedir. Bu hareketlilik atomla başlayıp dünyanın kendisine kadar devam eder. Bu hareketlilik doğası gereği değişimi getirir. Değişim, dönüşüm, başkalaşım…
Çağlar, asırlar, yıllar geçtikçe dünya tarihi de değişmeye devam etmiştir. Bu değişime insanoğlu tüm benliğiyle eşlik etmektedir. Çünkü değişmek kelimesi bünyesinde değmek veya değinmek anlamlarını da taşır. Bir şeye ulaşmak, adapte olabilmek anlamları da bünyesinde bulunur.
Dünya değişiyor, devir değişiyor, dengeler değişiyor…
Hakimiyetler, güçler değişiyor. Parolalar değişiyor. Metotlar değişiyor…
Evet her zaman hareket yani değişim olmak zorunda ama her olgu gibi;
birbirini takip etmeli. Zıddı ile mücadele etmeli. Düşmeli ve kalkmalı.
Amacından sapmadan, siyah ve beyaz olarak, ipten kopmadan yola devam etmeli…
Yelkovan akrebi kovalamalı, gece gündüzü takip etmeli, yaz kışı beklemeli mesela.
Her dönemin, her devrin, her mevsimin bir zamanı vardır. Vaktinden önce doğmaz güneş. Göstermez ışığını. Usulca bekler zamanının gelmesini. Korkmaz doğmaktan. Vakti geldiğinde ise hiçbir beşeri kuvvet engel olamaz doğmasına. Işığını saçmasına.
Gözlerini kapatmak, perdeleri örtmek yetmez ışığın gücünden kaçmaya.
Önüne engel koyamazsınız.
O ışık ki kimine umut olur, güven olur, kimine korku olur.
Umut olanlara selam olsun…
Her eylül ayında mutlu olurum. Eylül güzeldir. Şairin dediği gibi;
“Her eylül yeni bir başlangıçtır.
Yeni umutlara, yeni hayallere,
güzel günlere ve bir şeylerin değişeceğine dair.
İyi Eylüller”