Eğitimsiz eğitimde sınava giren öğrenciler umduğunu değil bulduğunu işaretlemeye çalışır.
Pandemi sürecinin olumsuz olarak etkilendiği alanlardan biri de eğitim sektörü olmuştur.
Öğrenciler nitelikli eğitim alamadıkları gibi üzerine sınav stresi yaşamaları psikolojik deformasyon yaratmıştır.
Maddi manevi emek sarf ederek hazırlandıkları maratonda hiç bilenle bilmeyenin bir olmadığı gibi, çalışanla çalışmayan öğrencinin de bir olması mümkün değildir. Üzerine baraj seviyesinin düşürülmesi eğitimdeki vasatlığı tescillemiştir.
Teşbihte hata olmaz efendim.
Yarış atı gibi çalışan öğrencileri, sütçü beygiri gibi gezen öğrencilerle aynı platformda tutarsanız bu memleketin evlatlarını başka ülkelerde aslan olarak gördüğünüzde zorunuza gitmesin.
Ülkeye artı değer katacak öğrencilerin kaymağını başkalarına yedirmeyin.
Barajı düşürmek yerine eğitim kalitesini ve eğitim sistemini değiştirmek daha doğru ve kalıcı çözümdür.
Özel kurum ve devlet okulları diye öğrencileri sınıflandıran eğitim sisteminde kalburüstü ve kalbur altı eğitim algısı sebebiyle hakkaniyetli bir maraton olmuyor. Devlet okullarında giderler hazineye ait iken özel kurumlar devlete vergi ödemektedirler, böyle olunca özel kurumlara gelir kaynağı olarak bakıldığından birçok kurum da eğitime ticarî olarak bakıyor.
Ticarette kazanmak için sermayesi öğrenci olan kurumlar da isimlerini markalaştırmak ve daha fazla müşteri( öğrenci) kazanabilmek için, en iyi hizmeti yani eğitimi veriyor.
Aynı eğitim standardını devlet okuluna giden öğrenci alabiliyor mu? Devlet okulları için ayrılan bütçe belli. Özel kurumlarla yarışabilecek bütçeye sahip değiller, velilerden gönüllü olarak toplanan aidatlarla ne yapılabilirse.
Devlet okullarında sosyal, sanatsal, sportif, teknolojik alanda başarılı bir çok öğrenci okulun imkan yetersizliğiyle ziyan olmaktadır. Her ne kadar bu ihtiyaçlara karşılık verildiği iddia edilse de, mağduriyetler yaşanmaktadır. Müfredat yoğunluğuyla eğitimci dersini 40 dakikaya sığdırmaya çalışıyor, eğitimci ne yapsın? Öğrencileri alıp evine mi götürsün? Teneffüslerini dâhi öğrencilerine hibe eden fedakar hocalar var, öyle olduğu hâlde ekstra ders alma ihtiyacı duyan öğrenci ciddi bir bütçe ayırmak zorunda kalıyor. Giden var gidemeyen var. Gidemeyen öğrenci kendi içerisinde ülkenin eğitimde ki adaletsizliğini sorguluyor! Sonrasında ise gelsin sorunlar silsilesi ve sorunlu vatandaş olmalar.
Bugün Sakarya'da ki okullarda bu hizmetlerin yeterliliği konusunda analiz yapılması gerçekleri gün yüzüne çıkartacaktır. Devlet okullarını da kendi içlerinde nitelikli ve niteliksiz diye sınıflandırmak, ve nitelikli okullara daha fazla imkan sağlanması haksızlığı etiketlemektedir.
Eğitimin ailede başladığı gibi, öğretimde anasınıfından itibaren çocukların yeteneklerine göre şekillendirilmelidir.
Mesleki liseler desteklenmelidir.
Yıllarca yarış atı modunda sınava çalışıp, bir günle öğrenciye yüklemeye yaparak sınava tabi tutmak çok seçmeli sorulardan saçma sapan seçmeler sistemidir.
Öğrenciyi temelden yetenek ve başarısı branşında yönlendirmek öğrenciyi daha mutlu ve başarılı kılacaktır.
Sınav kaygısı taşıyan çocuklar mutsuzlar, çocuk yaşlarında Birçok şeyden feragat etmektedirler. Hayatı sadece akademik başarı olarak gören çocuklardan hayata dair beklenti içerisinde olmak susuz değirmene su taşımaya benzer.
Özel kurum velisi olarak özel kurumlara karşı değilim, aksine kaliteli eğitim dolayısıyla eğitim kadrosuna fazlasıyla minnettarız, fakat insanî olarak değerlendirme yaptığımızda kaliteli eğitim lüks olmamalıdır.
Daha fazla çalışıp devlet üniversitesine yerleşmeye çalışan öğrenciyle, daha az çalışıp parayı veren eğitimi kapar sistemiyle özel üniversitelere yerleşen öğrencilerin hakkaniyeti acaba kimden sorulmalıdır?
Eğitim ve öğretim her çocuğun hakkıdır.
Bir ülkenin nitelikli, başarılı, adil olması da hakkaniyetli eğitimden geçer.
Çocuklarımız denek değildir, her sene değişen sınav sistemiyle çocukların kaygılarına toz biber ekilmesin.
Devletin verdiği kitap kaynakları yetersiz geldiğinden ek kaynağa ayrılan ciddi bütçeler gözden geçirilsin.
Güneş almayan menekşeler gibi, çocuklarımızı android gibi yaşayarak sınav bazlı yaşam tarzına itmeyin!
Lütfen? Okulları, öğretmen ve öğrencileri sınıflandırmadan bir çatı altında toplayalım.
Pandemi sürecindeki online eğitim gibi yenilikçi ve tedarikçi sistemli eğitim ağı kurulmalıdır.
Eğitim sistemi bozuk bir ülkenin refahı söz konusu olamaz.
Önce eğitim...
Çocuklarımız yarış atı değildir,
Çocuklarımız ülkenin mimarlarıdır,
Eğitimciliğin hakkını veren, tüm eğitimcilerimize selâm ve saygıyla...