Bir ülkenin gelişkinlik ölçütünün en önemli göstergelerinden biri de sağlık sektöründe üretmiş olduğu hizmetin hem nicelik hem de nitelik bakımdan hangi düzeyde bulunduğudur.
Ülkemizin sağlık hizmeti üretimi ile ilgili olarak geçmiş yıllarına baktığımızda, gerek fiziki şartlar ve gerekse de nitelikli sağlık kadrosu bakımından hayli yetersiz olduğu gerçeği ile karşılaşırız.
Geçmiş yıllarımızda gözlemlediğimiz sağlıktaki bu olumsuz tablonun meydana gelmiş olmasının başlıca sebebi ise, sürdürülen sağlık politikalarının ülke sorunlarına yönelik genel yanlış politik bakışdan kaynaklandığıdır.
Sosyal devlet ilkesi gereğince devletin tüm yurttaşlarına eşit ve erişilebilir sağlık hizmeti götürebilmesi gerekirken, bu pek yapılamamış ve ülkemiz insanları ciddi sağlık sorunları ile yaşamak zorunda bırakılmıştır.
Henüz hafızalarımızdan silinmemiş olan o makus günleri şöyle bir hatırladığımızda; muayene olmak için geceden girilen kuyrukları, donanımsız ve bakımsız hastaneleri, poliklinik önlerinde yaşanan karmaşaları, yetersiz sağlık personelini, ilaç kuyruklarını, refakatçileriyle birlikte on-onbeş kişinin birarada kaldığı hasta koğuşlarını, aylar sonraya verilen ameliyat randevularını, doğumhanelerin berbat durumdaki hallerini, sağlık kadrosunun sayısal yetersizliğini, hastaların özel muayenehanelere zorlandığını, ameliyatlarda rüşvetin ve iltimasın ayyuka çıktığını, cenazelerin ve bebeklerin hastanelerde rehin alındığı bir karanlık tablo hemen gözümüzün önüne gelmektedir.
Bugüne geldiğimizde ise...
Özellikle son yıllarda genel bütçeden sağlık hizmetlerine aktarılan payın artırılmış olmasının yanında bir zihniyet devriminin de buna eklemlenmiş olması ile sağlık alanında çok ciddi nitelikli bir sıçrama kaydedilmiştir.
Son yıllarda ülkemizin hemen her noktasında kurulan ve adeta birer sağlık üssü olan devasa şehir hastaneleri, ileri düzeyde teşhis ve tedavi üniteleri, modern ameliyathaneler, yüksek donanımlı yoğun bakım servisleri, hastaya özel hijyenik odalar, herkesin sağlıkta sosyal güvenlik şemsiyesi altına alındığı uygulamalar, dijital ortamda oluşturulan randevular, sayısal yeterliliğe erişmiş bulunan kara ambulansları yanında hava ambulanslarının da devreye sokulması, sayıları artırılan tıp fakülteleri, hemşirelik okulları ile sağlık alanında dünya standartlarının üzerine çıktığımızı pekala söyleyebiliriz.
Bugün dünyada, başta İngiltere, Fransa, Almanya, Yunanistan, Belçika ve diğer ileri sayılan ülkeler sağlık sektöründe ciddi sorunlar yaşamaktadırlar.
Almanya ve Yunanistan eczanelerde ilaç tedariği noktasında sıkıntısı yaşıyorken, İngiltere ve Fransa'da acil servisler kırmızı alarm vermektedir.
Bu ülkelerde son dönem itibariyle haftalık ölüm sayılarının da giderek artmakta olduğu görülmekte ve yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle kaybedilen hasta sayısının da 700'lere kadar ulaştığı kayıtlara düşmüş bulunmaktadır.
Ortaya çıkan bu olumsuz tablo karşısında hastalar ve sağlık personeli, sektördeki eksiklik ve yetersizliklerden dolayı isyan etmekte ve son olarak da İngiltere örneğinde olduğu üzere bu olumsuzluğa karşı yaygın protesto eylemleri düzenlemektedirler...
Dünya, sağlık hizmeti üretiminde ciddi bir kriz yaşıyorken, ülkemiz ise bu konuda göz kamaştırıcı bir dönemi yaşamaktadır.
Gururla ifade etmeliyiz ki, ülkemiz bugün itibariyle sağlık sektöründe dünyanın en iyisidir.
Böyle parlak bir tablonun oluşmasındaki üstün gayretleri dolayısıyla başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, T.C Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'ya, kıymetli hekimlerimize, diğer sağlık çalışanlarımıza ve emeği geçen herkese,ülkemizdeki sağlık sektörüne artı değer kattıkları için sonsuz teşekkürler...