Ne olacak bu gidiş? TCMB’nin yıl sonu hedefi 40 TL bandıydı lakin seçim sonrası bu rakama şimdiden  gelinmesi ihtimaline hiç şaşırmayın. Dolar şu an baskıyla tutulmaya çalışılıyor. Geçen gün ocak ayı rezervlerine göz attım. Swap’ları çıkardığınızda -52 milyar dolar. Yani kasa boş.

Ne olacak peki?

Seçim sonrası  devalüasyonu devreye girecek ve dolar 40 TL’yi görecek. Zaten hükümetin elinde bundan başka bir alternatifi kalmadı. Yüksek cari açık, yüksek iç ve dış borçlar, dış ticarette dolar baskısı, bu girişimi zorunlu hale getirecek. Peki doları 40 TL’yi görmesi ne anlama gelecek?

Yaptığımız enflasyonla mücadeleye yeniden başlayacağız. Zira doların yükselmesi, ithal ettiğimiz mamul / yarın mamul fiyatlarını yükseltecek. Bu da nihai tüketiciye zam ve enflasyon olarak yansıyacak. Daha 2 yıl önce faizlerin düşük tutulması firmalara yararken, vatandaş da bundan bir şekilde yararlandı. En azından düşük faizlerle daha ucuz krediye erişimi sağlandı. Yani çark bir şekilde döndü fakat kısa vadede karşımıza enflasyon olarak çıktı.

Şimdi de bunun la mücadele için sıkı para politikasına girildi. Yetti mi? Yetmedi, enflasyonda ılımlı hava halen yok. Ekonomi yönetimi şimdi parayı daha da sıkılaştırmanın hesabını yapıyor. Örneğin kredi kartı düzenlemesine gidiliyor. Nasıl bir formül izlenecek bekleyip göreceğiz. Kart harcamaları geçen yıla oranla 2,7 kat arttı. Bu çok yüksek bir rakam…Vatandaş açısından bakacak olursanız da gayet normal. Kredi kartı şu an en büyük kurtarıcı. Yüksek enflasyonda halk ne yapacak yani? Kredi mi alacak, borç veren mi var? Şu an en mantıklısı (kredi kartı faiz oranı 3,7) kart kullanıp enflasyonun zararlarından az da olsa sıyrılmak.

Merkez Bankası bu rakamı 4,6’ya hatta 5 ve üzerine çekmeyi düşünüyor. Bu sayede kart harcamalarının kısılacağının hesabını yapıyor.  

Bir de doların seyrine ve onun etkisine bakalım yıllar itibariyle;

2018’de 4 lira 75 kuruş olan Dolar 30 lira 70 kuruş oldu. 2018’de 5 lira 50 kuruş olan Euro bugün 33 lira 11 kuruş oldu. 2018’de 194 lira olan gram altın 1995 lira oldu. 2018’de 6 lira 31 kuruş olan Benzin 40 lira 21 kuruş 2018’de 5 lira 73 kuruş olan Motorin 45 lira 12 kuruş oldu. 2018’de 3 lira 47 kuruş olan Otogaz 20 lira 82 kuruş oldu.

Yani, dolar yüzde 546, euro yüzde 502, gram altın yüzde 928 oranında arttı. Benzin yüzde 537, motorin yüzde 687, otogaz yüzde 500 artış gösterdi.

Rakamlar böyle…Enflasyonla mücadele bu ülkede içinden çıkılmaz hale geldi ve bu iş sadece para politikalarıyla yürümeyeceği belli.  Yapısal sorunlara daha fazla eğilmeli ve maliye politikalarına daha ciddi çalışılmalı.

Tabi en önemli unsur da ülkenin israf ve yolsuzluk sorunu var. Bu iki sorunun üstesinden gelinmediği taktirde, para ve maliye politikalarının ağırlığı hep vatandaşın üzerinde kalacaktır. Gerçekleşme oranları tutturulmayı bırakın, yüzde 5’i bile bulmayan havalimanları, köprüler gibi yatırımlar, Hazine’nin nakit dengesini bozduğu gibi açık, vatandaşın sırtına bindirilmeye devam ediliyor. Bunun adı israftır. Belediyelerde de surum aynı. Parti gözetmeksizin söylüyorum, yapılan ihalelerde verimlilik yerine eş, dost ve akrabaya verilen ihaleler yüzünden  belediye kasaları da Hazine’den farkı olmuyor.

Enflasyonla mücadele ciddi iştir; işin ciddiyetine değil de seçim için odaklanırsanız bu halk daha 40 yıl enflasyon altına ezilmeye mahkum olur…

 ALEMDAR’I BEKLEYEN SORUNLAR

Seçimi kazandığı taktirde Büyükşehir Belediye  Başkan  Adayı Yusuf Alemdar’ı bekleyen sorunlara madde madde değinelim:

-Kentsel Dönüşüm ve şehirdeki yüksek katlı binalar.

-Hafif Raylı Sistem konusunda bakanlık ilk adımı attı. Bunun takibi ve  yeni güzergahlar için yeni girişimler.

-Şehirde 3 kişiden birine araç düşüyor. Nüfusa göre hayli fazla olan araç, elbette trafik sorununa dönüyor. Alternatif güzergahların belirlenmesi ve yoğunluğun azaltılması.

-Verimli tarım alanlarının imara açılmaması / açılmıyorsa bunun korunması için ilave tedbirlerin alınması. Sanayi alanlarının 3. ve 4. sınıf arazilerin seçilmesi.

-Rant uğruna çevre katliamları yapılmamalı (geçmişte bunları yaşadık) doğayı koruyacak ilave tedbirlere başvurulmalı.

-Türkiye’nin en borçlu Büyükşehir’leri arasında yer alan Sakarya’nın, bu unvanını düşürmek için bütçe disiplinine önem verilmeli, gereksiz harcamalar israf olarak görülmeli ve Büyükşehir’de tasarruf tedbirleri uygulanmalı.

-Her ilçeye eşit şekilde yatırım yapılmalı, kaynaklar eşit şekilde dağıtılmalı ve ilçelerin kalkınması için öncelikler belirlenmeli.

-Yatırım bütçesine (önceki yönetimler gibi) devam edilmeli fakat bunu yaparken bütçe gerçekleşmelerinden taviz verilmeden, mali disiplini koruyan bir yol izlenmeli. Yüksek borçlanmayla yapılan yatırınlar Büyükşehir’e zarar vereceği gibi bunun yansıması da bir şekilde vatandaşa ulaşacağı iyi bilinmeli.

-Su fiyatları konusunda güncelleme (aşağı doğru) yapılmalı. Birçok şehirde kullanılan suyun Sakarya’dan daha ucuz olduğunu araştırılmalı. Sadece şu örneği vereyim; geçen yıl eylül itibariyle Türkiye’nin en pahalı suyu kullanan illeri arasında Sakarya’nın 4. sırada olduğunu unutmayalım.