Savaş, insanların yeryüzünde var olmasıyla ortaya çıkan ve özünde ülke/ülkelerin maddi ve manevi değerlere sahip olması dürtüsüne dayanan bir olgudur. Bir ülke sınırları içindeki etnik sınıf, din, mezhep çatışmaları sonucu çıkan çatışmalar da bu tanımda yer alır. Ülkelerin sınavları olduğu kadar savaşlar ve akabinde yaşananlar ülkedeki kadınlarında sınavı olmuştur. Erkek hegemonyasının dayattığı savaşlar en çok suçu olmayan kadınları ve çocukları etkiliyor.
Savaş naraları atarak kendi çıkarlarını düşünen ve savaşa giren erkekler ülkelerinde ikinci hatta üçüncü sınıf olarak gördüğü kadınları düşünmeden sadece kendi çıkarları için hareket etmektedir.
Savaşın parçaladığı toplumlarda cinsel şiddetin başlıca öznesi olan kadınlar, çatışmadan sonra da istenmeyen hamilelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve toplumdan dışlanma gibi kalıcı etkilere maruz kalmaktadır. Öte yandan dağılan ailenin güvenliğini sağlama, yaraları sarma, her ne pahasına olursa olsun temel ihtiyaçların sağlanması hep kadınların omuzlarındadır. Böylelikle, savaşın söz konusu olmadığı “huzurlu” ortamlarda bile erkekle eşitlik mücadelesi veren kadın, savaşta bu haklı mücadelesini unutturacak acıların odağı olmaktadır.
Savaş zamanında düşman ülkenin kadınlarına tecavüz edilmesi sık gerçekleşen bir eylemdir. Çünkü kadın bedeni vatan olarak algılanmakta ve elde edilen bir parça toprağı temsil etmektedir. Bosna’da Sırp kuvvetlerinin tecavüzü bir silah olarak sistematik biçimde kullanmaları, ayrıca kadını düşmandan çocuk sahibi olmaya zorlamaları ve kadının tecavüze uğradığı yere dönmeyeceği düşüncesi ile hareket etmeleri tecavüzün Bosna’da bir soykırım yöntemi olarak kullanılmasına neden olmuştur. Bir başka örnekte ise on binlerce Güney Sudanlı kadına Janjaweedler (Arap kökenli silahlı milisler) tarafından tecavüz edilerek, bu kadınların ülkeyi terk etmeleri sağlanmıştır. Suriye iç savaşında yine en çok zararı kadın ve çocukların gördüğü, cinsiyete dayalı şiddetin bir savaş silahı olarak kullanıldığı yönünde haber, anlatım ve raporlar bulunmaktadır. Şam’ın da bulunduğu 7 şehirde tecavüz vakalarının belgelendiğine, tecavüzlerin hükümet karşıtı gösteriler esnasında, güvenlik noktalarında veya gözaltı yapılan yerlerde gerçekleştiğine dair kaynaklar mevcut. Bu tecavüzlerle kadın bedeni gözaltında ya da askeri operasyonlar esnasında muhalif grupları baskı altına almak, gözdağı vermek ve küçük düşürmek için bir savaş silahı olarak kullanılmıştır.
Duruma bu şekilde bakıldığı zaman aslında erkekler, kadınların üzerindeki hegemonyasını savaş ortamında görüyoruz. Evet, savaşlar çok kötü ama bu savaşlar kadınlar için daha da zor.