Merkez Bankası’nın (MB) açıkladığı şubat ayı enflasyon rakamlarından sonra tartışmalar devam ediyor. Enflasyon Araştırma Grubu’ndan (ENAG) bile yüksek rakam açıklayan TÜİK, hem bir ilke imza attı hem de ekonomistlerin tartışmalarını daha da alevlendirdi.

Dolar neden bu kadar yükseldi, neden vatandaşın dolara talebi arttı? Meseleyi bu açıdan görürsek ekonominin halini daha iyi anlarız.  

Bir malın yada hizmetin fiyatını belirleyen en önemli unsur o mala yada hizmete olan taleptir. Diğer unsurlar, talebi etkileyen ve oradan da fiyata ulaşan alt unsurlardır. Demek ki TL’yi tercih etmeyen milyonlar, yatırımını az yada çok dolara kaydırarak doların talebini artırmış…Bir malın azalması da talebi etkileyen unsurdur. Doların piyasalardan çekilmesi, azalması yada azaltılması fiyatı direk etkileyen unsurdur. Peki dolar neden azaldı / azalıyor?

-Ülkenin başta tarım ürünleri olmak üzere son 10 yılda ithalatını artırması doların yurtdışına gitmesine neden oldu. Özellikle şirketlerin ara mal / yarı mamul talepleri, dolara daha fazla yönelmeye sebep oldu.

- Türkiye’nin hemen her alanda üretimini düşürmesi, doların talebini yıldan yıla artırdı. Bu da istikrarlı şekilde doların yükselmesine neden oldu.

-Demokrasi, hukuk ve insan hakları konusundaki zaaflar, ülkenin yurtdışındaki prestijine büyük darbe vurması, Türkiye’nin kredibilitesini azalttığı gibi yatırımların da başka ülkelere kaymasına neden oldu. Bu da döviz kaynaklarının gerilemesine neden oldu.

-Boş ve gereksiz yapılan devlet yatırımları, halkın ihtiyacını karşılamadığı gibi, büyük müteahhitlere aktarılan dövizlere neden oldu. Örneğin bu yıl o müteahhitlere devletin kasasından yani bizden 26 milyar TL daha gidecek. Üstelik bu yatırımların bazılarına bir göz atın. Yolcu garantili bir yatırımın sadece yüzde 4’ü gerçekleştiğine şahit olacaksınız. Yani devlet yüzde 70 garanti veriyor, bunun yüzde 4’ü gerçekleşiyor ve aradaki meblağı biz ödüyoruz. İşte böylesine saçma bir uygulama yüzünden dövizlerimiz bazılarının cebine gidiyor.

-TCMB’nin, dövizi frenlemek için bankalara ve piyasaya döviz pompalaması, hatta rezervlerin eksilere düşmesine kadar bunu gerçekleştirmesi durumun ne kadar vahim olduğunu açıkça gösteriyor.

- Seçim öncesinde Merkez Bankası rezervlerinde düşüş sürüyor. TCMB'nin rezervi geçen hafta brütte 0,9 milyar dolar, nette 2 milyar dolar azaldı. Net rezervde on haftada düşüş 19,6 milyara dolara ulaştı. Swap hariç net rezerv de geçen hafta 1,6 milyar dolarlık düşüşle -47,8 milyar dolar oldu. Yani bazılarının dediği gibi MB’nin kasası dolu değil tam tersine boş durumda.

-Ülkede güven, istikrar ve huzur kalmadığı için vatandaşlar da TL’ye değil dolara güvenmek zorunda kalıyor. Bugün cebinizdeki 100 TL’nin yüzde 67’si enflasyon sebebiyle eridiyse, o ülkenin parasına güven yok demektir.

-Yabancılar açısından da durum aynı. Ekonomik istikrar olmayan bir ülkeye yatırım gelmez. Enflasyonumuz dünyada ilk 5’te, faizlerimiz dünyada ikinci sırada. Böyle ortama döviz gelir mi? Reel faizleriniz eksi (-) durumda. Hemde arada 20 puan var. Faizleri nisanda 500 baz puan artırsanız ne olur? Doların ateşini yine söndüremezsiniz.

-Tüm bunların yanında bir de israf ekonomisi var. Vatandaştan ziyade devlet kendini bir gözden geçirmeli, gereksiz ve faydasız yatırımları askıya almalı, seçim kazanma uğruna israf ekonomisi son erdirilmeli. Yoksa biz ne döviz sorununu bitiririz ne de enflasyonu düşürebiliriz…

Devalüasyon geliyor mu?

Rezervlerin eksilerde olduğu bir dönemde, dışardan da dolar gelmiyorsa (Demokrasinin aksaması, hukuka güvenin azalması, dış ülkelerin bazı anlaşmalarından vazgeçmesi, istikrarsız para politikaları vs vs.) ulusal paranın değerinin düşürülmesi (devalüasyon) kaçınılmaz olacaktır.

Her ne kadar Merkez Bankası’nın hedefinde 40-41 TL yılsonu için görünse de bu rakama seçimlerden hemen sonra hep birlikte  şahit olacağız. Biliyorsunuz 2024 yılı için enflasyonu da yüzde 37 olarak hedeflenmedi mi? Bu ülkede artık kurumların da sözüne güven kalmadı. İşte güvenin olmadığı ortamda, para da istikrarlı olmayacaktır. MB’nin parasal verilerini incelediğinizde, mart ayında çıkan paranın (dolar) şubattan daha fazla olduğunu göreceksiniz. Ne tahvillere ne de değerli diğer kağıtlara talep kalmamıştır. Geçmiş yıllarda yapılan hataların ceremesini hep birlikte çektik hatta daha sert bir şekilde çekmeye devam edeceğiz.