Geçen hafta kardeşim Coşkun Göle tartışılan bir konu üstüne karikatür çizmişti. Güncel konunun ekmekten çıkıp dudağa gelmesi vurgulanıyordu. Dudaktan kasıt Sezen Aksuydu. Konunun Sezen Aksuya kayması tek derdi geçinmek olan, gıda olan halkın ne kadar umurundaydı acaba? Tıpkı elektrik faturalarındaki TRT payı gibi gıda maddelerindeki KDV oranını öne süren ana muhalefet partisi halkın derdine ne kadar çare olabilmiştir? Gıda maddelerinden KDV kaldırılacak deniyor. Bu da TRT payı kadar önemsiz bir oran. Hayatı ucuzlatmaz ki.. Elektriğe, doğal gaza, yakıta bu kadar zam yapılırken KDV kalksa ne olur, kalkmasa ne olur? Pahalılık öyle kolayca, birden bire halledilecek bir şey değil. Bu yüzden 7 yıl önce yazılmış bir şarkı için iktidar ve muhalefet kapışıyor ya...
Bilindiği gibi Sayın Cumhurbaşkanı 21 Ocakta Çamlıca Camiinde şu sözleri söylemişti: “Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz; o dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir.” Konunun Sezen Aksu üzerinde yoğunlaşması üzerine 26 Ocakta da; “Burada çok açık net bir gerçeği ortaya koymakta fayda var. Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir eyvallah. Şarkılarıyla insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır bu başka bir şey bunu kenara koyalım. Ama diğer taraftan ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak insanımızın hangi inançtan olursa olsun dini değerlerine yani kutsalına laf edilmesine müsaade etmem. Kaldı ki burada sadece Hz. Ademle Havva validemiz değil aynı zamanda burada Meryem validemize burada hakaret var. Benim insanımızın kutsalına yönelik hassas bir duruşum var bunu da herkes bilir. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına yönelik değil kutsallarına karşı yönelik bir tavır olarak ifade ettim.” Dedi.
Yılmaz Özdil, Sezen Aksu hakkındaki benimde paylaştığım düşüncelerini dile getiren bir yazısında şunları yazmıştı:
“Türkiye’yi cehenneme götüren yolu döşeyenlerden biriydi. Yetmez ama evet referandumunda «tabii ki evet diyeceğim, dört dörtlük buluyorum, canı gönülden evet demeye devam edeceğim» diyordu.”
Burada araya gireyim. Bana göre demokrasinin önü açılıyor gerekçesiyle batınında büyük desteğini alan bu referandum, Fetöcü eylemlerin kolaylaşmasını sağlamış, sonuçta 17-25 Aralıkla başlayan 15 Temmuzla biten bir sürece sebep olmuştu.
Yılmaz Özdil’i okumaya devam edelim.
“Pkk açılımında Akp’yi desteklemeyenleri «iki cihanda lekeli» ilan ediyordu. Sadece lekeli ilan etse gene iyi…”
“Akp gibi düşünmeyenleri «dini değerler» üzerinden infaz ediyordu, şimdi Akpciler tarafından «dini değerleri aşağılamakla» suçlanıyor.”
“Oh olsun yazısı değildir bu, asla.
Olacağı buydu yazısıdır!”
“Maskeli balo illa ki sona eriyor.
Bin bir suratlıların, gerçek yüzleri illa ki ortaya çıkıyor.”
Sezen Aksu’nun siyasi görüş ve duruşunun kaygan zemine dayalı olduğuna inanıyorum. Ama bu gün ona “oh olsun” demeyeceğim. Demokrasiyi sadece kendisi için isteyenlerden olmazsak demokrasi yaşar. Demokrasi ne kadar yaygın olursa o kadar nefes alınır, bir o kadar karınlar doyar. Çünkü o zaman hak isteme ve hak alma yolları açıktır.
Yani gerçek demokraside...