Yeni yıl geliyor diye diye bir ayı daha geride bıraktık yeni yılda. Zam haberleri, enerji krizleri derken haraketli ve bir o kadar hararetli bir ay oldu hepimiz için.
Geçtiğimiz haftalarda yazmış olduğum algı yönetimi ve kitle manipülasyonlarına dair çok önemli 2 farklı konudan bahsedeceğim.
İlk konu; cumhurbaşkanının konuşmasında sahnede bir çocuğun konuşturulması…
Belki çok değil ama siyaseti merak ettiğim, okuduğum günden beri ilk kez böylesine garip, izahı zor bir olayla karşılaştım. 10 yaşında çocuk mikrofonu eline alıp muhalefet parti başkanı hakkında hain ifadesini kullanıyor. Ve cumhurbaşkanı için oy istiyor. Kimilerini gülümseten bu olay beni fazlasıyla üzdü. 10 yaşında bir çocuğun birisi için hain ifadesini kendi özgür idaresiyle kullandığını düşünmek ya da ona bu cümleyi söyletmek acı verici bir olay.
Gülen ve keyif alan insanlar içinde şu soruyu sormak istiyorum. Eğer bu olay muhalefetin başına gelseydi ve bir çocuk çıkı sahneden cumhurbaşkanı hakkında hain deseydi. Acaba neler olurdu ülkede?
Adaletsizliğe, haksızlığa, hakarete, aşağılanmaya hepsine alıştık ama çocukları karıştırmayın artık. Bırakın onlar en iyi bildikleri işi yapsınlar. Biraz okul, biraz oyun, bolca kahkaha ve hareket…
İkinci konu ise biraz daha mesleksel olarak algılanabilir belki. Ama çok önemli bir mesaj içeriyor. İzleyici kitlesi yüksek olan bir dizide iş güvenliği uzmanları hakkında bir sahneye yer verildi. Bir iş kazası olayından sonra sorumlunun iş güvenliği uzmanı olduğu ve işverenin kabahati olmadığı belirtildi. Acı verici başka bir konuydu gerçekten.
Bunun böyle olmaması gerektiği konusuna bir gün uzun uzadıya yazacağım. Ama burada mesele bu konunun işlendiği zaman…
Bugün Hendekte yaşanan patlamanın davası vardı. İşveren suçsuz olduğu konusunda iddialarını sürdürüyordu. Ve tam bu arifede sosyal medyada işverenin suçsuz olduğuna dair mesajlar paylaşılmaya başlandı. Kısa zamanda üst sıralara kadar geldi. Tüm Türkiye’yi yakından sarsmış bir iş kazası sonucu 7 kişi hayatını kaybedecek, 130 kişi yaralanacak ve bir dizi tam sonuç davalarının olduğu haftada böyle bir sahne çekecek… Vay benim canım medyam vay…
Kimse bunların bir tesadüf olduğunu, denk geldiğini iddia edemez. Çünkü bu ülkede tesadüf çok sık rastladığımız bir konu değil. Özellikle işin içinde büyük isimler varsa…
Bu konulara bile bu kadar maruz kalıyor ve algıyla uğraşıyorsak, seçim dönemi yaklaştığında başımıza gelecek olanları düşünmek istemiyorum. Kim bilir neler okuyacağız, neler dinlyeceğiz?
Hakkımızda hayırlısı…