Geçtiğimiz hafta ülke olarak iki ziyareti konuştuk. Birincisi Meclis heyetinin İmralı ziyareti, diğeri ise Papa’nın İznik ziyareti.

Papa’nın ziyaretini ayrıca konuşuruz ama bugün İmralı ziyaretini, daha doğrusu bu ziyaretin mimarını konuşmak istiyorum. Yani MHP’yi.

Kuşkusuz Türk siyasetinin son 25 yılının en önemli aktörlerinin başında MHP ve lideri gelmektedir. Gerek AKP’yi iktidara taşıyan 2002 seçimlerindeki rolü, gerek 2018’de fiilen uygulamaya başladığımız başkanlık sistemine geçişteki rolü, gerekse içinde bulunduğumuz yıl içerisinde başlatılan barış sürecindeki öncü rolü bu tespitimi teyit eder niteliktedir.

Gelinen noktada, MHP ve liderinin son yıllardaki siyasi tercihleri, ülkücü tabanı derinden sarsmış olmalı. Dün hain ilan edilenlerle bugün koalisyon ortağı olunması; düne kadar kara denilenin bugün ak kabul edilmesi gibi pratikler, tabanda ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmışa benziyor. Gerçi şu da unutulmamalı: Hareket içindeki önemli bir kesim de “yukarısının bir bildiği vardır” deyip itaat refleksi ile olup biteni izlemektedir. Çünkü bu gelenek içinde yukarısının neleri bildiği, aşağıdaki ülkücüye aşikâr olmaz.

Kronolojiyi zamanın ruhu içinde değerlendirdiğimizde bu tercihleri bir savrulma olarak ele alabiliriz. MHP ve ülkücü hareketin geçmişine baktığımızda bu tür savrulmaların sık sık yaşandığı görülebilir. Gelin isterseniz tarihsel serüvene birlikte bakalım.

Ülkücü hareketin tarihsel serüveni, Türkiye siyaset ve kültür hayatının en karmaşık sosyolojik olaylarından biridir. Yüzyılın başında bir aydın hareketi olarak filizlenen bu oluşum, 1950’li yıllardan itibaren köklü bir değişim geçirerek bambaşka bir kimliğe bürünmüştür.

Hareket zamanla entelektüel derinliğini ve kültürel motivasyonunu yitirmiş; sürü dinamiğine ve aksiyona dayalı bir yapıya evrilmiştir. Varoluşunu salt düşmana, yani zıt kutbun karşısında konumlanmaya dayandıran bu durum, ideolojiyi giderek kof ve cılız bir içeriğe hapsetmiştir.

Bu dönüşümün sembolik izdüşümü, hareketin “kurt” ile kurduğu ilişkide bile görülebilir. Bir kurtta vücut bulan özgürlük ruhu ve bireysellik, hareketin tabanında kör bir lider itaatine dönüşmüştür.

Hareketin 1950’li yıllardan itibaren ilk etki alanına aldığı kitle, ağırlıklı olarak köylü ve kasabalı gençlerden oluşmuştur. Kendini din, iman ve millet gibi kesinlikler üzerinden, dönemin geleneksel sağcı kalıplarıyla ifade eden bu gençler, siyasal aksiyonun en görünür yüzü olmuşlardır. Bu gençlerin bir kısmı zamanla devletin derin ilişkilerine eklemlenerek nüfuz kazanırken, bu sistem içinde yer bulamayan diğer bir kısmı ise mafyalaşarak “vurun, söyletmeyin” diyerek kendi kanunlarını uygulama yoluna gitmiştir.

Düşman ve İdeolojik Eksen Kaymaları

Ülkücü hareketin reaktif varoluşunun temel dinamiği olan düşman algısı, tarih içinde büyük bir değişim geçirmiştir.

1970’li Yıllar: En belirgin düşman komünist heyulası olmuştur. 

1980 Sonrası: Sovyetler Birliği’nin dağılması ve iç dinamiklerin değişmesiyle bu düşmanlık yerini Kürtçü ideolojilere bırakmıştır. Hareketin zıddı ve dolayısıyla varoluş zemini değişmiştir.
İlginç olan başka bir konu ise 1980’li yıllara kadar Atatürk ile mesafeli olan hareketin, bu tarihten sonra onun Türkçü tonunu fark ederek kurucu liderle geç de olsa bir bağ kurmuş olmasıdır.

1990’lı Yıllar: Hareket, 1980’li yıllara kadar nispeten seküler bir çizgide ilerlerken bu tarihten sonra giderek İslamcı ideolojilerin etkisi altına girmiş, söylemini ve pratiklerini bu yeni ekolün etkisiyle dönüştürmüştür. Ve bu yapı hâlen devam etmektedir.

Konuyu şu şekilde bağlamak istiyorum: Milliyetçilik, doğası itibarıyla kimlikler arasında keskin bir ayrım üretir. “Biz”i kurabilmek için önce “ötekini” tanımlamak zorundadır. Bu nedenle milliyetçi ideolojilerde kolektif benlik, daima karşıt bir kimliğe yaslanarak inşa edilir. Tarihsel süreçte bu karşıtlık kimi zaman komünist, kimi zaman Kürt, kimi zaman da Batı  veya Doğu üzerinden yeniden üretilmiştir.

Ülkücü hareketin ideolojik sürekliliği de büyük ölçüde bu karşıtlık zeminine bağlı olacağına göre sizce önümüzdeki yıllarda MHP’nin yeni “diğeri” kim olacaktır?