2025 yılı, aile kurumunun öneminin vurgulanması, aile birlik ve beraberliğin korunması amacıyla aile yılı olarak ilan edildi. Bu kapsamda yeni evlenecek olanlara kredi desteği, çocuk başına belli bir maddi destek gibi çeşitli teşvikler gündeme geldi. Peki sadece maddi teşvikler yeterli mi? Veya insanların aile olmama sebebi sadece maddi yetersizlikler mi?
Bizim toplumumuz için ailenin oldukça önemli ve kutsal olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ancak günümüzde toplumumuz ve ülkemiz özelinde değişen ve akıbeti belli olmayan durumlar, aile olmaya verilen önemi geri plana atıyor. Bu durumda ülkemizde nüfusun, özellikle genç nüfusun, azalmasına sebep oluyor.
Bir ülke için nüfusun anlamı sadece sayılardan ibaret değildir. Nüfus; iş gücü ve üretim, tüketim ve piyasa haraketliliği ve vergi gelirleri açısından ekonomik olarak ülkede belirleyici bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışan nüfus üretimi arttırırken, genç nüfus ülkede tüketimi arttırarak piyasayı canlandırır. Nüfus; kültürel yapının korunması, demografik dengeyle ülkenin sosyal ve kültürel dengesinde yine önemli bir oyuncudur. Çünkü dinamik bir toplumu genç nüfus oluşturur ve nüfusu azalan bir ülkenin kültürel devamlılığı tehdit altında olur. Nüfus; politik ve stratejik açıdan da gerek uluslararası rekabette gerekse savunma gücünde önemli bir etkiye sahiptir. Yani, nüfus her ülkenin olduğu gibi bizim içinde çeşitli açılardan önemli bir faktördür.
Ülkemizde azalan nüfus sebebiyle ilan edilen aile yılı ve bu kapsamda sağlanan teşvikler, nüfus politikası kapsamında olduğunu biliyoruz. Sanırım bilinmeyen şey ise gerek aile gerekse çocuk sahibi olunmama sebebinin sadece maddi yetersizliklerden kaynaklı olmadığı. İnsanların artık geçinemiyor oluşu başta olmak üzere, bu düşüncelerden gençleri uzaklaştıran birçok sebep var. Mesela aile kavramının içinin boşaltılması ve aile içi şiddet olaylarının artması. Sosyal medya ve kariyere yönelimin gençleri bireysel hayatlara özenmesi. Gençlerin artık gelecek hayallerinde bir aile kurmak değil, refah seviyesinin artacağı bir ülkeye taşınmak istemesi. Kadınların çalışma hayatında daha çok yer alması. Kariyerin ve yüksek gelirli bir işe sahip olmanın, geçinemediği için her gün tereddütle gireceği evden daha cazip olması. Ülkemizin güvensiz olması. Maalesef ki vatandaşların artık ülke yöneticilerine güvenemiyor olması. Çocuklar için eğitim sisteminin yetersiz olması hatta eğitimli bir birey olmanın pahalı olması. Sosyal hayatın azalması. Yani toplumun artık umutsuz olması ve maddiyatın yanı sıra düzelmesi ve düşünülmesi gereken çok şeyin olması gençlerimizin aile olmasının önünde önemli bir etken.
Bütün yazdığım, hatta kaçırdığım sebepler göz önüne alındığında, sadece maddi teşvikler yeterli olur mu? Sanmıyorum. Çünkü toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, insanların tereddütlü olması, geleceğin bilinmezliği, güvensizlik ve sürekli yenilenen diğer problemlerimizin maddiyatla çözülebilecek olması bir hayli zor.
Evet nüfus bir ülke için oldukça önemli bir faktör, yapı taşıdır. Ancak bir ülkenin gücü sadece o ülkenin nüfus sayısına değil, nüfusun niteliğine bağlıdır. Nitelikli bir nüfus ise; kaliteli bir eğitim, kaliteli bir yaşam, güvenli bir alan ve güzel bir gelecek beklentisi ile şekillenir. Yani “Aile Yılı” projesi sadece maddi destekle sınırlı kalmamalı, toplumsal güveni de tekrardan oluşturmaya yönelik olmalıdır. Aksi halde, sağlanan maddi destekle tek alınabilen şey koltuk takımı olduğundan, gençlere farklı şeyler sunulmalıdır. Umutları yeniden yeşertilmeli, gelecek için vatandaşlarımız heyecanlandırılmalıdır.