Ergenlik; fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyal yönden hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleriyle birlikte çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.
Ergende beslenmenin önemi
Ergenlik çağında büyüme hızlıdır. Hızlı büyüme ve gelişme ise enerji ve besin öğelerine ihtiyacı arttırır. Gencin yaşam koşullarına, daha önceki dönemlerde kazandığı beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak bazı sorunlar yaşanabilir. Sorunların giderilip, gencin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlayacak beslenme koşullarına kavuşturulması ve ileriki yaşamında sağlığını olumlu etkileyecek alışkanlıkların kazandırılmasında her zaman olduğu gibi çevresine (aileye, okula ve toplumun diğer kurumlarına) önemli görevler düşmektedir.
Bu dönemde kızlardaki kilo artışı yağ hücre sayısında da artışa neden olacağı için yetişkinlikte kilo problemine sebep olabilir. Yine bu dönemde sosyal medyadaki örnekleri kendisine hedef alıp, yanlış beslenme programları uygulayabilir. Beslenme bozukluğuna bağlı olarak anoreksia nervoza veya bulimia nevroza gelişebilir. Gençlerin böyle yanlışlara düşmemesi, kafasındaki sorulara cevap bulması için bir diyetisyenden yardım almaktan çekinmeyin.
Bedensel hareketler arttırıldığı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edildiği sürece kasların gücü artar ve şişmanlık önlenir, kemik mineral yoğunluğu artar.
Hızlı büyümeye ek olarak gencin sporla uğraşması enerji ve besin öğelerinde artışa neden olur. Çeşitli spor dallarının ne miktarda ek enerji gerektirdiği ve bunu karşılamak için diyetin özelliği konusunda gençlere yeterli bilginin verilmesi ve bilinçlendirilmeleri gerekir. Gençlerin ev dışında geçirdikleri sürenin artması nedeniyle ayaküstü beslenme (fast food) veya abur-cubur beslenme alışkanlığı çocuk ve gençler arasında yaygın olarak görülmektedir.
Diyetteki doymuş yağ miktarı ve serum kolesterol düzeyi ile kalp-damar hastalıkları arasında ilişki olduğu bilinmektedir. Bu hastalıklar yetişkinlerde görülmesine karşın temelleri çocukluk çağında atılmaktadır. Genellikle fast food tarzı beslenmede A ve C vitaminleri, kalsiyum, posa tüketimi yetersizdir, yağ ve tuz tüketimi ise yüksektir.
Kötü beslenmeye bağlı olarak görülen bir diğer sorun da kansızlıktır (anemi). Adet görme (menstrüasyon) ve demir eksikliği, yine bu dönemdeki kızların kansızlığa daha yatkın olmalarına yol açar. Her gün 4-5 köfte kadar hayvansal protein mutlaka alınmalıdır. Bunun yanı sıra, haftada 3-4 tane yumurta tüketilmelidir.
Erişkin kemik kitlesinin büyük bir çoğunluğu, ergenlik döneminde (adölesan çağda) oluşur. Kemik kitlesinin maksimum düzeye ulaşabilmesi, günlük kalsiyum gereksiniminin karşılanması ile mümkündür. Kalsiyum alımının yeterli olması, sağlam bir kemik yapısı oluşmasına ve ileriki dönemde görülebilecek osteoporoz (kemik erimesi) riskinin azalmasına etkendir. Adölesanların gereksinimlerini karşılayabilmeleri için günlük 1300 mg kalsiyuma ihtiyaçları vardır.
Yoğurt (yağsız) 1 kase 450 mg
Yoğurt (az yağlı) 1 kase 415 mg
Süt (kaymaksız) 1 bardak 300 mg
Beyaz peynir 1 kibrit kutusu 75 mg
Sardalya 1 porsiyon 325 mg
Somon balığı 1 porsiyon 205 mg
Şalgam 100 gr 190 mg
Brokoli 100 gr 48 mg
Ispanak 100 gr 99 mg
Kara lahana 1 kase 180 mg
İncir 3 adet 150 mg
Portakal 1 adet 50 mg
Kayısı 100 gr 14 mg
Badem 100 gr 254 mg
Ceviz 100 gr 83 mg
Fındık 100 gr 230 mg