Dün gece uyuyamadık. Her saat başı farklı bir habere üzülüyoruz. Geçtiğimiz gece gerçekleşen depremin bir rüya olmasını tüm kalbimizle isterdik; ancak değilmiş. Sallantı sonrası evden kaçarken kedim Pamuk kayboldu. Ben çok üzgünüm ama umarım kendisi iyidir.
Evinden çıkamayan komşularımızı gördüm; şu an kendilerinden haberim yok. Aynur ablanın bugün düğünü olacaktı. Umarım yıkılan evlerinden çıkmayı başarmıştır. Babam, mahallemizdeki arama kurtarma çalışmalarına yardıma gitti. Umarım hem Aynur ablayı hem de kedimiz Pamuk’u görmüştür.
Radyodan bilgi almaya çalışıyoruz. Adapazarı için “yıkıldı” diyorlar. Dün akşam çocukların oyun oynadığı, komşuların toplanıp çay yudumladığı sokaklarda bugün arama kurtarma ekipleri hızlı bir şekilde enkaz altından o aileleri kurtarmaya çalışıyor. Korkuyoruz. Babam buradan Kahramanmaraş’a taşınmayı teklif etti. Sanırım babam da korkuyor.
Tüm Türkiye yüreği ağzında haberleri takip ediyor. Kimi sevdiğinden bir haber almaya çalışırken, kimi tanımadığı insanlar için radyo veya televizyon başında dua ediyor. Dün neşeli seslerin yükseldiği bu sokaklarda bugün; zaman zaman sessizlik, zaman zaman birini kurtarmış olmanın getirdiği mutluluk sesi, zaman zaman ağlama sesleri ve çoğunlukla “Sesimi duyan var mı?” cümlesi yankılanıyor.
Bu gece de sanırım sabaha kadar oturacağız. Gözümü her kapattığımda evin sallanışı, uğultu sesi ve o geceki bağrışları hissediyorum. Gördüğüm herkes çok yorgun, çok endişeli. Yan çadırımızda kalan teyzenin çocuğu ve ailesi enkaz altında kalmış; o hiç konuşmuyor. Biz de onun için sessizce dua ederek destek olmaya çalışıyoruz.
Bugün anladım ki hayat dediğimiz bir anda değişiyormuş. Dün bana yuva olan evim, bugün birilerine enkaz oldu. Sanırım hepimiz hayatımızın en uzun günlerini ve en çaresiz bekleyişlerini yaşıyoruz. Bunları yazarken boğazım düğümleniyor. Belki de bu yazdıklarımı bir daha hatırlamamak için asla tekrar okumak istemeyeceğim, bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da Adapazarı’nın ve çevre illerin yıkılmış olması. Adapazarı’nı kurmak ne kadar vakit alır bilmiyorum; ancak kurulan Adapazarı’nın eskisinden izler taşımamasını ve eski Adapazarı’nın kaderini yaşamamasını diliyorum.