Bu çağın en büyük manevi hastalıklarından biri de vefasızlık...
Vaktiyle ne güzel insanlardık; eski değil, eskimeyen güzelliklere sahip...
Sevdiğimiz, arkadaşımız, dostumuz, komşumuz, akrabamız olan insanlardan birinin eline diken batsa, canı yanan...
"Komşusu açken tok yatan bizden değildir!" hadis-i şerifinin ahlakını yaşayan...
Veren elin alan elden üstün olduğuna inanarak kimseyi incitmeden ve üstünlük taslamadan yardımlaşma şuurunda olan...
Sahi ne oldu bize, neden bu kadar kirlendik ve kitlendik?
Her şeyin bu kadar yapmacık ve suni olduğu bir zamanda, teknoloji çağında yaşıyor olmak bizlere hem avantaj hem de dezavantaj olarak geri dönmektedir.
Acıları, mutlulukları, aşkları, felaketleri, ölümleri, düğünleri, kısaca hayata dair tüm duyguları adeta sanki android sisteminde yaşıyoruz.
Etrafımızdaki birçok insanın bazılarını aş, iş, eş sahibi yapmışızdır.
Ancak, bir yerden alıp bir yere taşıdığımız, sağduyu ile el uzattığımız insanlar, gün gelir kolunuzu kanadınızı kırmaya çalışırlar.
Her şey aslına tabii olduğu için kargadan bülbül, deveden kuş, çöplükten gülistanlık olmaz.
Derdiyle dertlenip, hâlleriyle hallenmişizdir.
Aynı sofrada yemek yemiş, aynı bardaktan su içmişizdir. Beraber gülüp, beraber ağlamışızdır. Ne çok paylaşılmış ve yaşanmışlıklar vardır ki, bir sabah uyandığınızda sanki hiç yaşanmamış, tanımamış gibi...
Rüyamızda görsek, "Bu gece kabus gördüm." deriz.
Toplumun en derin yarası şifa değil, dert olmak.
Yâr değil, yaralayan olmak.
Anonim bir söz okumuştum; ne kadar doğru bir ifadeydi: "Körün gözü açıldığında kırdığı ilk şey bastonudur.”
Bir insanı kırk yıl sırtında taşı, bir gün indir; bu beni kırk yıldır taşıyor demez de, bir gün indirdi der.
Nankörlük hastalıktır ve zayıf insanların işidir.
Kimseyi eğitmeye zamanımız ve gücümüz yetmez. Kendi doğrularımız ile güzel ve iyi olanı tebliğ etmek esastır. Anlamayana anlatmak, sağırlar ordusuna senfoni çalmaktadır.
Uzaklaşmak en doğrusudur.
Merhametten, vicdan ve doğruluktan yana nâra atan bir çok insanın sözüyle özü birbirine tezattır. Onların sözlü beyanları ile fiili eylemleri örtüşmemektedir.
"İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır." (Bakara/204)
Günümüz münafıklarını işaret eden bir ayet.
Kalplerinde fesat, kin, yalan, dolan, iftira, kıskançlık, riya, entrika gibi çirkin ve karanlık hasletler olmasına rağmen "En temiz kalpli olanlar ve haklı olanlar bizleriz derler!".
Üzerine Allah'ı şahit tutarlar. Zulüm ve haksızlık edip, mağduruz derler. Şeytan, kulaklarına "Allah'ın mübarek kulusun!" diye fısıldar.
Böyle insanlardan uzak durmanız ve dahi hayatınızdan çıkarmanız yetmez. Tıpkı şeytanı görmediğimiz halde, şerrinden Rabbimize sığındığımız gibi; şeytanlaşmış insanlardan da Allah'a sığınmamız ve havale etmemiz gerekiyor.
Besmele çek ve korkmadan yürü!
Tavşan kanı demi çaylar artık timsah gözyaşlarıyla demleniyor. Kahvede ise, ne tat kaldı ne de hatır...
Diğergâmlığın tahtını vefasızlık sarstı. Güzel insanlar bitmese de neredeyse nesilleri tükenmek üzere...
Ya kendimize geliriz!
Ya da kendimizden özümüzden gidersek manevi erozyona uğrar çökeriz.
İnsan unutan demektir. İnsan Rabbine dâhi nankörlük ve isyan içindeyken yeryüzünde nankörlük yapması, fitne çıkartması insanın acziyetinin ve nefsinin diğer adıdır.
Ayette, "Böylece kendilerine verdiğimiz onca nimetlere nankörlük ederler. Kısa bir müddet yiyin için, sefâ sürün bakalım; yakında yaptıklarınızın ne anlama geldiğini bileceksiniz." (Rûm/34)
Makaleyi, kaleme almış olduğum bir şiir ile tamamlamak gerekirse:
Vefâ bir semtin adında
Dostluk lügatta
Arkadaşlık masallarda kalmış
Don Kişot misali yeldeğirmenleri ile savaşamam
Yarış atı değilim kimseyle yarışamam
Anlamayana dilimi yoramam
İki kelâm edecek gücüm yok artık
Anlamayana lisân
Görmeyene ayan
Bilmeyene beyân
Cahille kelâm edemem artık
Elimi verip kolumu kaptıramam
Yüreğimi serip ruhumu yoramam
Ben de insanım herkesi saramam
Gönül denen sırça sarayımı artık açamam
Ben gittim el âlemden
Elli âlem gelse de
Ben zaten bir âlemim
Kendi demimde...
......................
Gidenlere şükür...
Kalanlara selam olsun, vesselam!