Telefonumda çok fazla dinlediğim bir türkü var. Yavuz Bingöl seslendiriyor,

“Seyyah olup şu alemi gezerim, bir dost bulamadım gün akşam oldu”

Türkü güzel, sözleri güzel ve insanın içini ve duygularını şaha kaldırıyor.

Ama beni bu türküye bağlayan, türküyü çalarken ekrana gelen tütün saran bir emekçinin elleri. Nasırlı, çatlamış ve yaşlı bir insanın tütün saran elleri. Bu eller rahmetli babamın birebir kopyası eller. Bu eller benim köylülerimin tamamının ellerini gösteriyor. Bir karın tokluğunu, en ucuzundan bir iki metre bez ve bir teneke gazyağı için çırpınan köylülerimin elleri.

Benim köyüm Artvin ilinin Ardanuç ilçesinin Kutlu köyü. Artık bu eller yok, bu derece fakirlik yok fakat benim çocukluk yıllarımın insanlarının elleri işte böyleydi. Yolu yok, suyu yok, telefonu yok velhasıl yokları dibine kadar yaşamış bir köy. Bugün köyün çoğu köyü terk etmiş, üç beş emeklinin yaşadığı, yazları nüfusu biraz artan, kışları azalan köyüm benim. Bugün suyu gelmiş, elektriği gelmiş, yolları yapılmış ama bana bir şey ifade etmiyor. Çocuklarım kopmuş, ben yaşlanmışım, ulaşım sorun, çakalların kol gezdiği diyar olmuş.

Üzüntüm büyük, büyüklüğünün bir başka sebebi politik düşüncelerin her şeyin üstüne çıktığı, cahilliğin diz boyu olduğu, bir köyün bütün bilgi ve kültürlerinin telefondaki vidolarında saklandığı hali. Töre ve gelenekler yerle bir olmuş, dostlukların öldürüldüğü bir köye dönüşmüş.

Geleneksel eğlencemiz pancarcı geleneğinin adı bile festival olmuş, dert bir değil ki neyi yazayım?

Kalın sağlıcakla.