Bu hafta Rasim Soylu'nun yazısını okudum, yazısının teması; 'İnsanlar ne için sanat eseri üretir?' Öyle ya uğraşıyor, çabalıyor, gecesini gündüzüne katıyor ve bir sanat eseri ortaya koyuyorlar. Sanatkarlar pek para kazanamazlar, o zaman unutulmamak için olabilir. Bu gök kubbede bir sada bırakmak için bu da olmasa ölümsüz olmak için veya tarih sayfalarının satırlarında yer almak için.
Bunu kaç kişi başarabiliyor? Bunca atölyeler, bunca kurslar, bir sürü akademiler, sonuç; kocaman bir sıfır. Bir hayalle çıkılan yolun sonu kocaman bir nokta.
Bazen şiir yazan arkadaşlarla bir araya geliriz, bazen yazar arkadaşlarla bir araya geliriz, ben kara kara düşünürüm. Yazarlar, uğraşırlar ama dillerde dolaşan kaç şiir var, kaç öykü var? Hala yüzyıllardır okunan şiir ve öyküler dönüp duruyor. Acaba bunların yerine koyacak bir sanatçı, bir edebiyatçı yetişmeyecek mi?
Bazen politikacıları düşünürüm, gece gündüz uğraşır dururlar, gecesini gündüzüne katarlar, paralarını hoyratça harcarlar ve bir gün ölüp giderler, unutulup giderler, sonuç sıfır. Zaman zaman gönül kırmalar, küfürler, yalan haberler. Şimdi soruyorum değer mi? Ne kazandılar.
Gençlik yıllarımdı, kahvede oturuyordum, bir uzaktan akrabam içeri girdi. O gün yapılan bir zamdan dolayı, zamanın başbakanına oy verenlere, ana avrat bastı küfrü ve ben de oy vermiştim, üzüldüm bir şey de diyemedim, aradan kırk yıldan fazla zaman geçti herhalde, hiç yüzüne gülmedim, cenazesine de gitmedim. Biri bu adamın karını bana söylesin.
Şimdi soruyorum değdi mi?
Kalın sağlıcakla.