Sokağımızda bir kirpi dolaşıyor, pıt pıt o yana pıt pıt bu yana. Nereden geldi nasıl geldi bilinmez. Biz onu görünce mutlu oluyoruz, o bahçeden bu  bahçeye gezip duruyor.

Bu sıralar elektrik tellerini yerin altına alma çalışmaları var, hendekler kazıldı, bizim kirpi karşıya geçecek bir türlü geçemiyor, öteye gidiyor, beriye geliyor ama çukuru geçemiyor. Balkondan seyretmek olmaz indim aldım karşıya bıraktım, fakat bir iki saat sonra tekrar beriye geçmeye çalışıyor, ben yine indim beriye geçirdim o da komşunun bahçesine girdi gözden kayboldu. İnsan merak ediyor tabi niye geçti öte beri diye, yavruları mı var? Yiyeceği bir şey mi var? Su mu içecekti? Ama çabası sonuç verdi vesselam.

Gelelim biz insanlara; acaba hayat mücadelesinde onun kadar mücadele ediyor muyuz? Kaç hendeği geçmeye çalıştık, kaç tepeyi çıktık, ne ekiyor neyi biçiyoruz? Kaç tane göz yaşını dindirdik, kaçının elinden tuttuk? Bu bir ahret sorusu değil, bu soruyu her gün kendimize sormalıyız. Yoksa bir ot gibi boşu boşuna baharda yeşerip, sonbaharda solarız, öyle ya yok mu bir sorumluluğumuz?

İnsan para kazanır, ama az ama çok, otomobiller, evler, tarlalar bunları kazanabilir. İşi yaver gider, atadan dededen varsa bir maya, sütü yoğurt olur ama bu imkanı olmayan insanlarda var, yarınını düşünmeden ömür geçirenler çok. Sırtını dönüp gitmek ne kadar doğru veya her şeyi devletten beklemek ne kadar doğru? Kolları sıvamak gerekmez mi? Eğer bu dünyada mutlu olmak istiyorsan bir gözyaşını sil, bir çaresize çare ol. Tatilinden fedakârlık yap, yiyeceğinden, giyeceğinden kıs, insanlık büyük bir meziyettir.

Kalın sağlıcakla.