Bizim ülkemizde çocuk olmak biraz yetişkin işidir; siyaseti takip etmen gerekir, çünkü aile fertlerinin verdiği oylar senin geleceğindir.
Ekonomiden anlamak gerekir, çünkü ev ortamının sohbet konusu genellikle geçim derdidir.
Sessiz olmayı bilmek gerekir, çünkü evin ve ülkenin dertlerine çocuk sesi gürültü gibi gelir.
Yaşından büyük sohbet etmektir; sosyal medyada ve haber bültenlerinde hep yaşından büyük şeyler öğretilir.
Sonra hiç utanmadan “geleceğimiz çocuklar” dedik.
Zamanla başlıkları değiştirdi: akran şiddeti uygulayan çocuklar, akran şiddetine maruz kalan çocuklar, istismara uğrayan çocuklar, can alan çocuklar, haraç kesen çocuklar, mekân basan çocuklar, zararlı madde kullanan çocuklar, iş kazasında hayatını kaybeden çocuklar, gelin-anne olan çocuklar ve yazamadığım daha fazlası.
Son zamanlarda ülkemizde iki çocuk tanıdık; birini, kendi yaşıtlarında bir akranını hayattan kopardıktan sonra metroda arkadaşlarıyla verdiği zafer pozuyla; diğerini, çocuk yaşında geçim derdinin peşinde, bir gece vardiyasında hayatını kaybetmesiyle.
Bir çocuk tanıdık, eğitemediğimiz.
Merhamet, acıma, pişmanlık duygularını benliğine işleyemediğimiz.
Adalete teslim edemediğimiz.
Bir çocuk daha tanıdık, aş veremediğimiz.
Okul yerine karnını doyurmak için çocuk yaşında işe gönderdiğimiz.
Biz, ülkemizde çok çocuk tanıdık; büyümeden defnettiğimiz, oynatamadan büyüttüğümüz.
Geleceğimiz diye bahsedip geleceğe ulaşmadan yitirdiğimiz çok çocuk tanıdık biz.
Hepsini adalet adını verdiğimiz uçuruma birer birer yuvarladık.
Kimini yoksullukla, kimini ilgisizlikle, kimini eğitimsizlikle.
Ülkemizde çocuk olmak
Tuğba Eğlengül
Yorumlar