İçi geçmek nedir bilir misiniz? Uyumaktan, yarım saat yapılan o şekerlemelerden bahsetmiyorum. Gerçekten içi geçmek.
Bugün arkadaşlarımla yaptığım hoş sohbetlerin sonunda veya gençlerle yapılan sokak röportajlarının sonunda konu hep aynı yere çıkıyor. Gitmek istiyorum. Önceden hayali dünya turu yapmak, bir aylığına farklı kültür görüp geri dönmek isteyen bütün gençlerin dilinde ve düşüncelerinde bu iki kelimelik, içerisinde binlerce anlam sığdıran dev cümle var.
Gençler gitmek istiyor ve nereye olduğunu bilmiyorlar. Yol belli değil ancak niyet net. Çünkü mesele nereye gidecekleri değil, kalmak istemiyor oluşları. Sebebi ise bu ülkeden içleri geçmiş olması. İçlerinde bulunan hevesin, gelecek hayallerinin, adalete olan inançlarının geçip gitmiş olması. Umutlarının, mutluluklarının ve gençliklerinin veda etmiş olması. Başka bir ülkede, başka gelenek göreneklerde, başka bir hayalde gençlerimizi bekliyor olması.
Gençler ekonomik belirsizliğin, özgürlük kısıtlayıcılığın ve fırsat eşitsizliklerinin bulunmadığı bir ülkede, kendi azim ve başarısıyla kurmuş olduğu hayatlarının bir günde ellerinden alınamayacağı kadar adaletli olan bir ülkede, her anlamda hem büyüyecek hemde yaşayabileceği bir ülkede, doğum ve ölüm döngüsü arasında istediklerini elde edebileceği bir ülkede, kendilerini ifade edebilecekleri ve anlaşılacakları bir ülkede, kariyer planlamasında torpil gerektirmeyen bir ülkede, bir bardak kahve içiyor olmanın lüks diye adlandırılmadığı bir ülkede gençliklerini yaşamak istiyorlar.
Gençler umutlarını bavula sığdırmaya çalışıyorlar ve herkes bunu görüyor. Bavul hazırlaması, pasaport-vize kovalaması veya dil öğrenip iş ayarlanması kolay. Ancak umut dediğimiz şey bavula sığmıyor, çünkü umut bavulla değil ruhla taşınıyor. Umut bazen gülen yüzde, bazen kararlı bakışlarda bazen samimi güvenilir bir sözle ruhumuzda yeniden filizleniyor. Önceden yurtdışına gitmenin cesaret işi olduğu yerde bugün kalmak cesaret işine dönüşüyor. Oysa gençlerin kalması için gitmeyi unutturacak bir gelecek yeterli olabiliyor. Ancak dediğim gibi, gençlerin içi geçti artık umutsuz ve hevessiz olmaktan. Sessiz vedalar çoktan yapıldı, hayaller yurtdışına taşındı. Beden burada. Peki şimdi soruyorum. Bavullarımız hazır, bizlere kalmak için bir sebep verebilecek misiniz? Ruhumuzda umudu tekrar filizlendirebilecek misiniz?