HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Merhaba Sayın Başkan
Eski Erenler Belediyesinin altında bulunan pasajdaki büroda 1999 depremine kadar hizmet veren Başkan Yardımcısı olduğum Sakarya Ortopedik Özürlüler Yardımlaşma ve Dayanışma derneğimizin kuruluşunda büyük yardımları olan Erenler Belediye Başkanı Sayın Ulvi Çavdaroğlu’nun ardından 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde halkımızın teveccühüyle Erenler Belediye Başkanlığına seçilerek gelmiştiniz. Sizi o zamanlardan bu yana tanır, başarılarınızı ilgi ve takdirle izlerim. Seçildiğiniz o zamandan bu yana biz engellilere gösterdiğiniz teveccühte şimdiye kadar en ufak bir eksilmeye tanık olmadım. Bundan sonra da böyle bir şeye tanık olmayacağıma adım kadar eminim.
Pandemiden birkaç ay öncesi Orhan Camii musallasında (bu yüzden adları “Musallacı”ya çıkan) yada şemsiyeli parkın önünde toplanan engelliler adına Fevzi Bozkurt sizden yazın sıcaktan kışın soğuktan koruyacak bir yer istedi. Siz bu konuya ilgi göstererek yer belirlenmesi, biz engellilere uygun bir yapının oluşması talimatını verdiniz. Engellileri yıldırma ve engelleme çalışmalarına ve araya giren pandemiye rağmen bu yapı geçen yıl sonbaharda kullanıma hazır bir biçimde “Sakarya Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi” adıyla engellilerin hizmetine sunuldu. Üstelik bir görevli koyarak yapının temizliğinin, bakımının yükünü üzerimizden aldınız. Böyle bir yapıya kavuştuğumuz ve biz engellileri düşünen sizin gibi bir Belediye Başkanına sahip olduğumuz için çok gururlandık.
Bembeyaz bir kuğu gibi parkı süsleyen “Engelsiz Yaşam Merkezi”ne biz engelliler kısaca “Beyaz Köşk” diyoruz Sayın Başkan.
Yalnız “Beyaz Köşk”te işler pek iyi gitmiyor. Bu yüzden müdavimleri her gün biraz daha azalıyor.
Görevliler engelliye karşı ilgisiz, duyarsız, yasakçı zihniyetle davranıyorlar. Toplum içinde bir takım kurallar olmadan düzeni sağlamanın imkansız olduğu hepimizin malumu. Ama hiç kimse bu kuralları kimseyle danışmadan koymamalı. Kurallar bir yerin itibarını arttırmak için konulmalı ve bu kurallar asla yasakçı zihniyet taşımamalıdır.
Yasakçı zihniyete uygun konulmak istenen bazı kurallardan söz etmek istiyorum.
1. Misafir gelemez,
2. Dışarıya sandalye-koltuk çıkarılamaz,
3. İçerideki koltuklara görevlinin dışında kimse oturamaz,
4. Engelli kimlik kartı olmayan içeri giremez,
5. Çay ocağından “Beyaz Köşk”e çay söylenemez veya çay söylemeye adam gönderilemez.
Bu kurallar kendilerine gelince uygulanmıyor ama.
a. Misafirleri de geliyor, sandalye-koltuk da dışarı çıkarılıyor.
b. Kendi arkadaş ve yakınlarından engelli kimliği de aranmıyor tabii.
c. Kendileri kendilerine ve misafirlerine çay söyleyip getirtiyorlar.
Dün; yani 21.08.2023 pazartesi günü “Engelsiz Yaşam Merkezi”ne, biz engellilerin koyduğu isimle “Beyaz Köşk”e gittim. Kimseyi bulamadım. Orada kitaplardan sorumlu olarak çalışan engelli kardeşimden eskisi gibi kimsenin pek gelmediğini öğrendim.
Bir ara çalışan garsonlardan çay istedim, gelmedi. Çay söylediğimi unuttum sonunda. İşlerim gereği Orhan Camiye, Kent Meydanına gittim. Giderken klimayı kapattım. Tekrar “Engelsiz Yaşam Merkezi”ne geldim. İçeri girdiğimde soğuk havayla karşılaştım. Park güvenlik görevlilerinden biri içerideydi. Klimayı açmış serinlerken bir duble fincanla çay içiyordu. Biraz sonra garsonlardan biri geldi fincanı götürürken gene çay istedim. Aradan bir süre geçti, Evrenköyden beni görmeye gelen bir engelli kardeşimle merkezin önünde dururken aynı garson bir kere daha gelince bu kez 2 çay söyledim. Umursamaz ve duymaz bir tavırla gitti.
Yanlış anlaşılmasın ama ben 67 yaşında onların çok büyüğü bir engelliyim. Üstelik siparişlerimizin ücretini ödüyoruz. Bu dikkate alınmamak gibi kişilik silici tavır neyin nesidir? Başka engellilerdende aynı şikayeti duyuyorum. Hatta parası ödenmiş siparişler bile savsaklanıyor diyorlar. Bu tavır kime olsa ağır gelir. Evrenköylü engelli kardeşimi gönderince arkadaki çay ocağına gittim. Onlara bu durumu size yazacağımı söyledim. Gene “ne yaparsan yap” der gibi umursamaz tavır takındılar.
Hem bu tavırlar, hem bu kendilerinin uymadığı kurallar nedeniyle engelliler oranın çalışanlarının iki dudağı arasına sıkıştırılmış durumdadır Sayın Başkan.
Bu haliyle “Engelsiz Yaşam Merkezi” bir arkadaşımızın deyimiyle “Engelsiz Zulüm Merkezi”ne dönüşmüştür.