Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazı, Türkiye'nin en kötü araba kullanan şehirleri sıralamasının zirvesinde yer alan Sakarya’mıza ithafen ironik bir bakış açısıyla yazılmıştır. Yazının içerisindeki tüm cümleler gerçeği yansıtmakta, ancak benim tarafımdan bir yönlendirme olarak söylenmemektedir.

Türkiye’nin her yerinde trafiği düzenlemek amacıyla uygulanan trafik kuralları, Sakarya ili sınırları içerisinde geçerliliğini yitirmektedir. Sakarya’da trafik kuralları değil, sürücülerin trafik kabiliyetleri vardır.

Sakarya’da trafik ışık sistemi yok denecek kadar azdır. Işıksız Sakarya yolları, bu şehirde yaşayanların normalidir.

Trafikte önünde bulunan aracın nereye gideceğini sinyaliyle diğer sürücülere bildirmesi oldukça önemlidir. Ancak Sakarya’da önem sıralamasında sürücülerin öndeki aracın nereye dönebileceğini doğru tahmin etmesi daha önce gelir. Sağa sinyal verip sola dönen motorlar, sinyal vermeyen araçlar ve yolun ortasında yolcu indirip bindirmek için bütün trafiği aniden durduran dolmuşçular, şehrimizde sinyalin önemini hiçe etmiştir.

Şehrimizde motorlar ve arabalar arasında yıllardır süregelen bir soğuk savaş vardır. Şehrimiz sürücüleri; arabalara saygısı olmayan motorlar ve motorları görmezden gelen arabalar olarak çetelere ayrılmışlardır. Endişelenmeyin, bu savaşın kazananı çoğunlukla uzun süreli, aralıksız çalan kornalardır.

Sakarya’da bereketiyle gelen yağmurdan trafik de faydalanır. Bolluk, bereket derken, en ufak su damlasıyla trafiğimiz üçe katlanır. Şehrin gizli kalmış zenginlikleri bir anda tüm halkın arasına karışır.

Şehrimizin herhangi bir yerinde halkın yararına yol çalışması varsa bu durum “geçici bir çalışma” değildir. Bu durum, Sakaryalılar için yeni yol düzenidir.

Bu şehirde kavşakta yol önceliği her zaman kapanın veya yolu sahiplenmiş olan insanlarındır.

Sakarya’da belediyenin (özellikle Serdivan ilçesinde) halka ücretsiz off-road alanları bulunmaktadır. Yollarda bulunan büyük çukurlar ve yol ile aynı renkte olan kasisler, sürücüler için parkur alanıdır.

Bir de şehrimizde kırmızı ve yeşil ışık anlamını bilmeyen, az ilerisindeki yaya geçidini göremeyen yayalarımız ve haklarını bilen yayaları görmezden gelen, her zaman çok acelesi olan araç sürücülerimiz vardır.

Neyse biz Sakarya’da yaşayanlar bu kaosun çocuklarıyız. Işığın yanmadığı, sinyalin verilmediği ve korna sesiyle uyandığımız bu şehirde bir şekilde yolunu bulanlardanız.