Bazı okurlarımız alınmış sanırım. Ekrem Yüce’yi eleştiren yazılarımıza yorum yaparak, “Neden bunları kendisi görevdeyken yazmıyorsunuz?” şeklinde soru sormuşlar. Eleştirilere her zaman açık bir insan olduğumu öncelikle belirtmem gerek…

Meslekte 18 yılım geçti. Bu zaman zarfında çok müşkül durumlara düştüğüm halde, kalemimle ekstradan hiçbir parayı kabul etmedim, para karşılığında da haber yapmadım. Kuru bir maaşla buralara kadar geldim. Bu yüzden bazı gazetecilerden farkımın bu olduğunu rahatlıkla diyebiliyorum.

Mesleği icra ederken A Partisi, B Partisi, C Partisi diye ayırt etmeksizin doğru bildiklerimi her zaman 18 yıl boyunca savundum. Halen de savunmaya devam ediyorum. Genelde ekonomi ve siyaset üzerine yazılar yazıyorum. Ekrem Yüce’yi eleştiren yazılarım elbette var. Bu konuda babam da olsa yanlışları söylemekten çekinmem. Biz gazeteciler bazı zamanlarda, her şeyi her ortamda yazamadığımız zaman böyle eleştirilere maruz kalıyoruz. Yazamadığımız zaman da bunun başka nedenleri var. Okurlar bunu gayet iyi bilir. Ulusalda da bu hep böyledir. Örneğin ulusaldan örnek vereyim, bir köşe yazarı bir doğruyu açıkça yazdığında ya yönetimi tarafından uyarılır, yada yazısı basıma verilmez. Ekonominin tüm kesimlerin üzerine ağırlığı hele şu zamanda daha çok hissedilirken, gazeteler de bazı olaylara ticari bakmak zorunda kalıyor. Bilmem anlatabildim mi?

Sadece Ekrem Yüce değil, yerine gelen Yusuf Alemdar’ın da icraatlarında bir sorun yada eksik görürsek aynı şekilde yazmasını ama usulünce yazmasını biliriz. Bu seferlik yazımızı böyle kısa tutalım. Bayramınızı tebrik eder, sağlıklı günler dilerim…