14 Aralık 2022'de Türkiye'nin önerisi ve 105 ülkenin de desteği ile BM Genel Kurulu 30 Mart'ı "Uluslararası Sıfır Atık Günü" olarak ilan etti.

Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanlığını Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan'ın yapmakta olduğu kurul, bu yılın etkinlik temasını "Gıda İsrafı" olarak belirledi.

Küresel bir çevre hareketi olarak yeryüzünün daha yaşanılır bir dünya haline getirilebilmesi için uluslararası işbirliği ile ortak projeler üretmeyi hedef olarak belirlemiş olan kurul, bu doğrultuda yoğun bir çalışma yürütmektedir.

Bu yılın etkinlik teması olarak seçilen "Gıda İsrafı" konusunda toplumları bilinçlendirmek hayati bir önem taşımaktadır.

Zira, "Gıda İsrafı Endeksi"ne göre, toplam israfın % 60'ından fazlası evlerde gerçekleşmektedir.
Bununla ilgili olarak yürütülecek kampanyalar ile bir farkındalık oluşturmak, küresel açlık sarmalındaki yaklaşık 2 milyar insanın gıdaya erişimi için bir olanak sunabilir.

600 milyon insan doğrudan açlık sınırının altında bir yaşam sürmektedir. Beş yaşın altındaki çocuk ölümlerinin yarıdan fazlası açlık sebebiyledir.

Her yıl 2 buçuk milyar ton gıda israf nedeniyle çöpe gitmektedir. Sadece bu israfın 1/4 ile dünyadaki açlık sorunu tümüyle giderilebilir.

Yetersiz beslenme ve açlıkların büyük bölümü Asya ve Afrika kıtalarında oluşmaktadır.

Yaşanan abluka ve ambargolar neticesinde özellikle Gazze'de çocuklar uzun süreden beri gıdaya erişememe nedeniyle oluşan hastalıklar neticesinde hayattan kopmaktadırlar.

Bu tablo, küresel eşitsizlik, yağma ve sömürü üzerine kurulu olan adaletsiz yapının sorgulanmasını ve insanlığın topyekün kurtuluş çarelerini de dayatmaktadır.

Kapitalist sömürünün başat sonuçlarından biri de kendi azınlık refahı için dünyanın geri kalanına reva gördüğü açlık... Bu şekilde toplumu hem biyolojik hem manevi açlığa mahkûm etmek... İnsanların açlığından beslenenlerin kurduğu cebri üstünlük otoritesi ve bununla da kendi sosyal tahakkümünü kabule zorlayan üst akıl güdümü...

İnsani ihtiyaç olan gıdaya erişimdeki adaletsizlik, toplumlar arasındaki gelişme farklılıklarını daha da derinleştirmekte ve küresel boyuttaki çelişkileri kriz boyutuna taşımaktadır.

Çünkü, Adaletin sağlanamadığı yerde barışın da olamayacağı âdeta sosyal bir yasadır.

Gıda israfı hakkında bir duyarlık oluşturabilmek gayesi ile evvelce yine bu sütunda bir makale kaleme almış; sorunun çözümü ile ilgili önerilerimi sıralamıştım.

Günümüz şartları itibariyle "Modern İsraf" kavramı ve modülü ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de ve dünyada gıda israfının büyük bir bölümü ise taze tüketim alışkanlıkları, toplu yemek üretimi, ailede mutfak ve sofra kültürünün azalması vs...

Esasında çözümün kendi kadim toplumsal kültürümüzde var olan ancak günümüzde kısmen unutulan dayanışma ruhunu yeniden ayağa kaldırmak olduğunu daha o vakitlerde belirtmiştim.

İnsanlık tarihi boyunca kutsal ve temel bir gıda olarak kabul edilmiş olan ekmek yere düştüğünde besmele ile öpüp alnına götüren ve nimet üzerine yemin eden bir toplum kutsalını çöpe atamaz. Atmamalı.
Nimet küflenmez. Düşürülmez. Dönüştürülür.

Türk töresinde birarada yaşamanın temelini sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın oluşturduğu bir vakıadır.
Buna göre oluşan yaşam Türk- İslâm kültürü içinde israftan kaçıldığı gibi, kimse de aç bırakılmazdı.

Keza, devlet anlayışımızın temelinde de
"İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın." düsturu vardır.

Bu minvalde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sıfır Atık Hareketi’nin öncüsü Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’ye,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a, Sıfır Atık Vakfı’na ve bu gaye için verilen tüm emeklere, şükranlarımı sunuyorum.

Filiz Toklu