Artık evimizde üç yazar var. Vatana millete hayırlı olsun. Biliyorum, ne benim ne de eşimin adı öyle bestseller listesindeki yazarlar arasında anılan isimlerden değil. Koca koca kitleleri de peşimizden sürüklemiyoruz. Ya da ne bileyim kitap fuarları, aman n’olur gelin deyip önümüze kırmızı halılar da sermiyor. Hoş şu an maddi manevi her anlamda varlığını ispatlamış yazarlar dahi fuarlardaki o uçuk tezgâh fiyatlarını görünce fuarlara katılmaktan ya vazgeçiyor ya da uzunca bir kâr-zarar hesaplaması yapıyor. Mevcut okuma oranlarının yaş ortalamaları da malum, kitap almaya kalksan kitaplar ateş pahası bunun da bilincindeyiz. Diyeceğim o ki biz ülkemiz şartlarında kitap okuma ve okutma adına bütün bu gerçekleri bilmemize, altı aya yakındır yaşanan vahşet dolu haberlerle yanıp kavrulmamıza, sırf yaşadığımız topraklardaki vicdanlı Müslümanların değil dünyanın dört bir yanında hem de hangi dine mensup olursa olsun tepki göstermek için canhıraş uğraşan protescular olduğunu bilmemize rağmen evet, müjdeli bir haber verir gibi artık evimizde bir yazar daha büyüyor diyoruz.
Gerçekçilikten uzak olmakla itham edilebiliriz, romantik olmakla hafife de alınabiliriz ya da çok mu hava atan ebeveyn görüntüsü çizmiş oluruz? Belki de şımarıkça geliyordur kulağa. Acaba? Bilemem ama ben içime sinmeyen şeyleri yazan biri değilim onu gayet iyi biliyorum.
Ben, cepheye asker namzedi yetiştirmekle bir tutuyorum bu işi. Her yer savaş alanı oldu. Her köşe başında çarpışmamız gereken bir dünya fikir, bir o kadar aymazlık varken ben silahı kalemle değiş tokuş yapıp minik yazarımın sırtını sıvazlıyorum. Önüne çıkabilecek muhtemel engelleri tanıtmakla meşgulüm şimdi. Ayrıca sizden de destek bekliyorum. Bana ve vaktiyle eşime de denmiş "Yazarak karın mı doyarmış! Oku, oku, oku, nereye kadar? Okuyunca, yazınca ne olacak sanki? Bu emsalsiz şevk veren cümlelerin evladımın yanına yamacına ulaşmamasını ümit ediyorum. Dilerim ki bu sözlere o da bizim gibi pabuç bırakmaz ve bildiği yolu istediği gibi yürür.
Lafı fazla da uzatmadan sizlere, benim de her ay yazdığım “Zafer dergisi” bünyesinde çıkan, aylık çocuk dergisi olarak yayın hayatına üç yıl önce başlamış olan “ARKADAŞ dergisi”nde artık ilk göz ağrım, kızım da var demek istiyorum.
Oh! Vallahi demesi bile ne güzel geldi. İkinci kez onu dünyaya getirmiş de konu komşuyla bu benim kızım diye tanıştırmışım gibi hissettim kendimi.
Ne yazacak Meryem Hanım derseniz. Elbette en iyi bildiği şeyi yapıp kardeşlerine, arkadaşlarına kitap tanıtacak. Okuduğu kitaplar hakkında tavsiyelerde bulunacak. Hem eşimizin, dostumuzun şimdiye dek ne okuyor, ne okutuyorsunuz sorularına cevap hem de güvenilir, güzel, kaliteli kitaplar arıyoruz ne tavsiye edersiniz diye sorulduğunda artık kayıt altında olan somut bir adres gösterilecek. E tabii, bu müjdeli haberi vermenin karşılığında da “ARKADAŞ dergisi”ne abone olmanızı beklemek, müjdemi istemenin kibarca bir izahı olacak.