Hani derler ya “bunlar iyi günlerimiz” diye…Aynı durumu seçimden sonra yaşayacağız. Bu zamana kadar sıktığımız kemerlerin son deliğini seçimden sonra kullanacağız.
Neden buralara geldik peki?
-Yüksek değil, aşırı yüksek bütçe açığı
-Ülkenin son 5 yılda israf ettiği parasal ve finansal kaynaklar
-Gerçekleşme oranı yüzde 10’u bile bulmayan köprü, havalimanları yatırımları
-Yüksek cari açık
-Kur Korumalı Mevduat (KKM) ödemeleri
-Merkez Bankası’nın dövizin ateşini söndürmek için yerinde olmayan (128 milyar dolar) ödemeleri
-2 yıl önce dünyada enflasyonu düşürmek için faizleri yükselten ülkelerin aksine Türkiye, faizleri yüksek enflasyona rağmen düşürmesi… ve daha pek çok sebep yüzünden bugün bu hallere geldik.
Dünyada faizlerde 4. sırada yer alan Türkiye, enflasyonda ise Avrupa birincisi, dünyada ise yine ilk 5’te yer alan ülke…Bu ayıp bize yeter de artar bile.
Peki şimdi ne olacak?
Yapılacak iş belli, baskıyla tutulan döviz, 1 yada 2 Nisan’da 38 TL’leri görecek. Bu rakam en aşağı miktar. Üstüne artık siz karar verin…Seçimden sonra faizleri de baskılamanız teknik anlama mümkün değil, bunu Merkez Bankası da çok iyi biliyor. Reel faizi 0 (sıfır) konumuna yada enflasyonun + 1-2 puan üstüne çıkarmadığınız taktirde enflasyonun ateşi bırakın 2024’ü, 2025’te de düşmeyecektir. Tahminim faiz artışları seçimden sonra da devam edecektir. Yoksa son 2 yılda yaşadıklarımızı bu sefer daha sert şekilde yaşamaya devam edeceğiz.
Peki dövizler artınca ne olacak? Yine karşımıza yüksek enflasyon olarak geri dönecektir. Türkiye bir ithalat cenneti ülke. Döviz cinsinden alınan mamul/yarı mamul fiyatları da yurt içinde işlenip aynen son tüketiciye enflasyon olara yansıyacaktır.
Döviz fiyatlarıyla birlikte akaryakıta, oradan da iğneden ipliğe her şeye zam gelecektir. Tüm bunların yanında dolaylı (KDV üzerinden alınan) vergiler yükseltilecek, yeni vergi türleri de karşımıza çıkacaktır. Dikkat ederseniz hükümet bu konularda herhangi bir yalanlama tepkisi göstermedi…
1 Nisan'dan itibaren kredi kartı harcamalarında taksit ve limit sınırlaması bekliyorum fakat bu ayarlamalarda düşük gelir grubunun gözetilmesi gerekir. Zira, yüksek enflasyon ve yüksek faizin etkileri arasında sıkışan vatandaşın tek çıkış yolu kredi kartları. Hatta en büyük dostu…
Bunun üzerinde aşırı bir sıkılaştırma, halkın daha da sıkıntı çekmesine neden olduğu gibi, ekonomiyi soğutayım derken sistemi hipotermiye teslim edersiniz. Bunun anlamı da bir devletin ekonomik yönden iflası anlamına gelir. Sıcak bir ekonomi, hipotermi halinden çok daha iyidir.
Tüm bunların yanında elektrik ve doğalgazda zamlar bekliyorum. Elektrikte spot fiyat, bir megavatsaat 2 bin 300 TL. Mesken tarifesi ise 480 TL seviyelerinde. Yani doğalgazda ithalat maliyeti yaklaşık üçte biri. Kısacası uzun zamandır zam gelmeyen doğalgaz tarifelerine yüksek miktarda bir zam bekliyorum.
Kısacası kemerler öyle sıkılacak ki artık kemerde delik kalmadığı için ekstra delik açmak zorunda kalacağız. Bekleyin ve görün…
DÜNYADA DÜŞÜYOR BİZDE ÇIKIYOR
Dış güçlerde neden enflasyon düşmeye devam ediyor. Özellikle gıda fiyatlarında…Son bir yılda dünyada gıda fiyatları bırakın yükselmeyi yüzde 10’un üzerinde düşüş var. Bize ise yüzde 70’in üzerinde zamlandı. Yanlış ekonomi politikaları vatandaşa zarar vermeye devam ederken, dünyada ise doğru politikaların meyveleri toplanıyor. Aşağıdaki örnekleri birlikte inceleyelim…
ET, SÜT, YAĞ, SEBZE, TAHIL FİYATLARI
Küresel gıda fiyatlarında alt endekslerdeki değişim ocakta şöyle oldu:
* Tahıl fiyatları, aylık yüzde 2,2, yıllık yüzde 18,6 düştü.
* Bitkisel Yağ fiyatları, ocakta aylık yüzde 0,1 arttı, yıllık bazda yüzde 12,8 geriledi.
* Süt ürünleri fiyatları aylık bazda değişmedi. Yıllık bazda ise yüzde 17,8 düştü.
* Et fiyatları da ocakta aylık bazda yüzde 1,4, yıllık bazda yüzde 1,2 geriledi. Et fiyatlarındaki aylık düşüş yedinci ayını buldu.
Kısacası zor günler bizi bekliyor. Ülkeyi yönetenlerden tek isteğimiz, ekonomide deney yapmayın. Yaparsanız bunun faturasını yıllarca hem vatandaş hem de sizler (siyasi olarak) ödemek zorunda kalırsınız…