Japonya deyince aklımıza; 2050 yılı, yüksek teknoloji, anime karakterler, depreme dayanıklı yapılar, temiz sokaklar hatta hızlı ve öfkeli filminin yarış sahnesi geliyor. 2023 yılında Japonya’da çok güzel deneyimler edinmiş biri olarak bu yazımda sizlerle kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.
Mesela ben Japonya’da yaklaşık 7 şiddetindeki depremi deneyimledim, inanları hiçbir yere kaçmıyordu. Binalar beşik gibi sallanıyor, kaldırımda yayalar yürüyor ve araçlar trafikte akıp gidiyorlardı. 2023 yılı şubat ayında ülkemizde gerçekleşen depremi de ülkemde deneyimledim, fakat bu seferki senaryo çok daha başkaydı.
Çevre düzenini, çevre temizliğini deneyimledim. Ülkemizin çok güzel doğası olmasına, ülkemiz insanlarının evlerinde temizliğine, dinlerinde temizliğine önem vermesine rağmen yine Japonya bizden yıllarca önde gibiydi. Sokaklarında çok az çöp bidonları olmasına rağmen, çöpleri yerlerde, yeşillik alanlarda değildi. Ormanlarında çok insan gezmesine, derelerine çok insan gitmesine rağmen biriktirilmiş ve arkada bırakılmış çöp tepeleri oluşmamıştı. Mesela her araç sahibine evlerinin önünde araç park edebilmeleri için park yerleri kiralatmışlardı. Bu sayede çift şeritli yolları, kenarlara park edilen araçlarla tek şeride düşürülmemişti.
Ses kirliliğine yer yoktu, ülkede geçirdiğim 5 ay süresince ne sokakta korna sesi ne de üst kat komşumun sesi beni rahatsız etti. Hiç arabayı yavaş kullandığım için korna sesleri ile rahatsız edilmedim veya gece uyurken sokağımdan yüksek sesle müzik dinleyen bir araç geçmedi.
Ne çocuklar, ne yaşlılar, ne kadınlar konusunda hiç tereddüde düşmedim. Güvensizlik yaşamadım mesela. 6 yaşındaki çocukların ebeveynleri olmadan okula gittiklerini, yaya geçidinden rahatlıkla geçtiklerini gördüm. Gece canım sıkıldığında, Japonya sokaklarında özgürce, kulağımda kulaklıkla arkamdan gelebilecek ayak seslerini düşünmeden yürüdüm.
Dış görünüş farklılığın olmasına ve bu sebeple dikkat çekmeme rağmen hiç zorbalanmadım. Maketlerde bana gülümsediler, selam verdiler, nereli olduğumu merak ettiler ama hiç yargılamadılar.
Yerli malı, yurdun malı diye bizler söyler dururuz. Ancak Japonların yerli malına daha çok önem verdiklerini gördüm. Milliyetçi olarak bizleri tanıdık ama bizlerden daha çok milliyetçi olan Japonları gördüm.
Misafirperverlik diyemem ama kibarlık gördüm onlarda. Birbirini tanımadan geçişip gidenleri değil, her gördüğü kişiye günaydın diyerek tebessüm edenleri gördüm.
2050 yılını her anlamda yaşayan Japonları gördüm. Yalnızca teknolojisiyle değil, yaşam kültürü, düzeni ve değerleriyle de insanı derinden etkileyen bir ülke. Deprem gibi büyük doğa olayları karşısındaki sakinlikleri, çevre temizliğine ve düzenine verdikleri önem, güvensizlik hissinin olmaması, gürültüsüz ve huzurlu yaşamları, farklılıklara olan saygıları ve yerli malına duydukları bağlılık, bu ülkeyi bambaşka bir seviyeye taşıyor.
Geleceği bugünden yaşayan Japonya’dan aldığım ilhamla, umuyorum ki bizler de kendi ülkemizde daha güzel yarınlar inşa edebiliriz. Her şey bir adımla başlar; o adımı atmak da bizim elimizde.