Hep insanda çamuru görüyoruz, içindeki cevherlerle kimse ilgili değil, işte bütün hatalar bundan doğuyor.
Büyük gönül adamı KERHLİ MÂRİF, bir gün talebeleriyle Dicle kenarında oturup sohbet ediyormuş. Uzaktan bir kayığın gelmekte olduğu görür. Kadınlı erkekli bir grup, içmekte, saz çalmakta, dans etmekte, şarkı söylemektedir. Bu manzara karşısında bir talebesi Maruf’a rica etti. 'Efendimiz bunlar için beddua yapın da bir daha böyle kötü harekette bulunmasınlar.'
Şeyh ellerini kaldırdı, huşu ile şu duayı yaptı “Ya Rabbi! Sen bu kullarını bu dünyada sevindirdiğin gibi, ahirette de sevindir.' Talebeler şaşırdı. Nihayet birisi sordu?
Efendimiz ettiğiniz bu beddua değil, çok güzel bir dua, nasıl oluyor bu?
Kerhli Mârif şu cevabı verdi, eğer hak bunları affedip cennetine alırsa sizin ziyanınız ne olur? Hoşgörü işte budur, insanın kötü tarafından bakarsan hep kötü görürsün, oysa insan çok hata yapan bir mahluktur. Bunun için, insanın iyi tarafını aramalıyız, hoş görülü olup onun faydalı biri olacağını düşünüp ona göre hareket etmeliyiz, yoksa bunun şu hatası var, vur kafasına, şu şu hatayı yaptı kır kafasını, vallahi selam verecek, elini sıkacak adam bulamayız, çükü insanoğlu hata yumağıdır.
Nice kötü ve belalı insanlar, insan-ı kâmil olmuştur. Kitaplar bu tür öykülerle doludur, bundan adam olmaz denilen insanlar bir gün kurtarıcı olmuştur. Biz bu insanları bulmak için, çok çetrefilli yollardan geçmeliyiz. Yoksa düz yolda kaymak gibi, evliya gibi insanlarla yaşamak herkesin harcıdır.
Kalın sağlıcakla.