Türk Sinemasının en önemli sorunu söze dayalı anlatımdan kurtulamamasıdır. Oysa sinema durumu görüntü ile yansıtan bir sanattır. Görüntü ile anlatım zordur. Filmin mekanı üzerinde bir durum oluşturmak zordur.
Türk sinemasının gelişim sürecinde bazı yönetmenler sahneleri göstermek yerine sözlü anlatı ile geçiştirmeyi tercih ederek zoru kolay eylemişlerdir.
Son dönemde Türk Sinemasının sözlü anlatım yerine görüntüyü tercih etmede hayli yol aldığını görmekteyiz. Gerek seçilen mekanlar, gerekse mekanlar üzerinde oluşturulan durum filmlerin sinemasal değerini yükseltmektedir.
Kameranın çerçevesi ile sınırlanan mekanlar filmin mekanı olarak seyircide bambaşka ufuklar açar.
Daha önce imza attığı “ Türkiye’yi Değiştiren felaketler”, “Suç dosyası” ve “Kurtuluş Hikayeleri” gibi belgesellerle dikakt çeken Genç Yönetmenlerden Hakan Kerim Karademir’in ilk uzun metraj sinema filmi “Uçuş 811” mekan kullanımın filme katkıları hakkında güzel bir örnek.
Filmin hemen hemen yüzde doksanı İstanbul’dan Amerika’ya hareket eden bir uçağın için içinde geçmekte. Gerilimi daha da gerilimli hale getiren birkaç harici sahne var. O sahneler için seçilen mekanlar da filmin ruhuna uygun.
Filmin hikayesi de oldukça ilginç. Mücevher ticareti yapan bir Cengiz, İki Milyon dolar değerindeki bir değerli taşı bir müzayedede satılmak Amerika’ya götürürken çocuk hikayeleri yazan karısı Azra da ona eşlik etmektedir.
Filmin ilk sahnelerinde başlayan gerilim gitgide daha da artar. Cengiz uçağın tuvaletinde ölü bulunur.
Bundan sonra bizi zamanda ve uzamda yolculuğa çıkaran gerilim daha da artar. Agatha Christie’nin romanlarındakini çağrıştıran bir süreç yaşanır. Öyle bir zaman gelir ki seyircinin kafası iyice karışır. Artık uçağın içindeki yolcular, mürettebat ve kaptan dahil herkes şüphelidir.
Filmin sonunu söylemeyelim. Yönetmen kimsenin tahmin edemeyeceği oldukça ilginç bir final yapmış. Güzel de olmuş.
Amacım fil hikayesi anlatmak değil. Yönetmenin küçük bir uçağın içine kocaman bir gerilimi sığdırmada gösterdiği başarı. Kamera açıları ve kurgu da filme önemli katkı sağlamış.
Bana göre filmin en önemli başarısı bunlar da değil. Sön dönemde film yapabilmek için Kültür Bakanlığı desteği almak elzem iken Hakan Kerim Karademir taşın altına elini koymuş; Ahmet Ebebali ve Özkan Turna ile birlikte yapımcılığı da üstlenmiş.
Uçuş 811 filmi Bakanlık desteği olmadan çekilip vizyona girmeyi başaran nadir filmler arasında yer aldığı için benim gözümde daha bir değerli.
Hakan Kerim Karademir’in bu filmde fazla mesaj kaygısı gütmeden bireylerin iç dünyasına ışık tutmaya çalıştığını söylemek yanlış olmaz.
Uçuş 811 filmini vizyon sürecinde izleyemeyenler için fırsat kaçmış sayılmaz. Amazon Prime Video ve Google Play gibi dijital platformlarda izlemek mümkün.