Zengin kalkışı yapar gibi kalkıp gitti ruhum. "Dur, bekle! Nereye?" diyecek oldum. Nafile. Tutabilene aşk olsun. Hep böyle değildir aslında. Bazen oluyor. Olunca da elimden bir şey gelmiyor. Vallahi benim bunda hiçbir tasarrufum yok, kendi gidiyor. Canı istediğinde döner. Dönmediği de olur tabii. O zaman da soranlara hâlini izah et edebilirsen. "Rica ederim, üstünüze alınmayın, sizlik bir durum yok. Ruhum bulunduğu ortamdan sıkıldığında böyle alır başını çekip gider." de diyemiyorum.

 

Bugün de yaptı yapacağını ve kimselere allahaısmaarladık bile demeye tenezzül etmeden kalkıp gitti. Hesap sormaya kalksam "Ben zaten hiç orada değildim ki! Her gittiğin yere sırf sen gidiyorsun diye benim de gideceğimi mi sanıyorsun?" diyor. Savunmaya bak. Gezenti olması yetmedi bi didişmesi eksikti.

 

"Tatilde nereye gittin?" diye pekâlâ sorulabiliyorsa ruhun nereye gitti diye de sorulabilirmiş? Bunun nesi tuhafmış? Hep bedenin mi gezinmeye ihtiyacı olurmuş. Ruhların da gezmek istediği yerler, ziyaret etmek istediği zamanlar olamaz mıymış.

 

Aslında aklıma yattı. Haklı bir yerde. Doğru. Acaba gizli gizli ruhuma mı özeniyor bedenim. İyiden iyiye hoşuma gidiyor hatta böyle kimseye eyvallah etmeden kalkıp gidiyor ya mest oluyorum.

 

Şu gidivermek fikrine oldum olası tavım da ah bir de boynumuza asılı yaftalar olmasa. Dışardan bakan için bir yerlere kök salmayı severmiş gibi görünsem de bavulu sırtında yedi kıta gezebilecek bir maceracıyım aslında.

 

Ayıp olmasın diye muhabbete dâhil olmalar, hiçbir kesişim kümesinin içinde değilken etkili elemanmış gibi görünmeler, hiç merak etmediğim konuları pürdikkat dinlermiş gibi yapmalar aslında bana da zor geliyor.Doğruya doğru insanın ait olmadığını hissettiği yerde ne işi var?

 

Ruhumuzun bir yerlere giderken bizler gibi bavulları kullanmayışına, "Onu da koyayım, yok bunu da alayım." demeyişine hayranım. Gitmek istedi mi gidiyor; ayıp olurmuş, laf olurmuş kimin umurunda.

 

Baktım da sırf benim ruhumda çalmıyor isyan sirenleri. Gemileri yakan ruhların haddi hesabı yok. Karışmasın diye ben benimkine bir ad buldum. Madem ben söyleyip ben işittiyorum, bu günden tezi yok ruhumun adını Hurşit koydum.