Türk siyasi hayatının uzun yıllarına tanıklık etmişimdir.  Her seçim zamanı yaklaştığında ülkemizde vaatler havada uçuşur. Bu arada önemli olan devletin ekonomisinin sağlığından ziyade siyasiler hep kendi çıkarları ve iktidarlarını koruma hissiyle hareket etmişlerdir…

Örneğin; seçim öncesi vergi borçlarının silinmesi, sicil afları, maliyeye olan borçların silinmesi, devlet bankalarına olan kredi faizlerinin affa girmesi, Merkez Bankası’nın bolca para basıp, bu paraları kredi yoluyla şirketlere aktarması vs vs..

Para basarsın, şirketlere kredi olarak verirsin. Çok kısa vadede iyi gibi gözükür bu işler ya sonrası? Sonrası ise ufak bir kar topunu uçurumdan aşağı bırakırsın. O bıraktığın kartopu aşağıya, bir evin odası kadar büyümüş şekilde iner. Enflasyon hızla yükselir, maliyetler artar, alım gücü düşer, TL’nin değeri yerlere iner, paranın bol olduğu zaman kurulan şirketlerdeki balon sönmeye başlar zira o bastığınız bol para onları da etkilemiştir. Zincir böyle devam eder taki bir dahaki kemer sıkma politikalarına kadar. Sonra aklınız başınıza gelir, faizleri artırmak zorunda kalırsınız.

Tabi bu ceremeyi her zaman olduğu gibi halk çeker. Geriden gelen ücret artırımları bir işe yaramaz zira siz ücreti verdiğinizde, arkasından peşi sıra zamlar dizilmiştir. Faiz sebep, enflasyon sonuç şeklindeki iktisada uymayan teoriler, şu an içinde bulunduğumuz çıkmazların en önemli göstergesidir. Sadece mevcut hükümet değil, geçmiş hükümetlerin de uyguladığı seçim ekonomileri devletin ve milletin yararına değil, tamamen koltukların ömrünü uzatmaya yöneliktir. Her zaman söylüyorum. Bu ülkenin üç sorununu çözmeden ilerlemek mümkün değil; israf, üretim kıtlığı ve koltuk koruma uğruna seçim öncesi uygulanan bol keseden para dağıtımı…

 SUYUMUZ BİZE YETER

Sakarya, coğrafi özelliği gereği 4 mevsimin belirgin olarak yaşandığı ender iklime sahip güzel şehirlerden biri. Böyle bir iklime sahip şehrimizin 1 numaralı içme suyu olan Sapanca gölünde ara sıra kuraklık riski gözükse de gölün bazı özelliklerinden dolayı ve de Sakarya’nın iklimsel yapısı gereği bu risk ortadan kalkıyor.

Hemen her mevsim yağış alan bu coğrafya, şehrin içme suyunu takviye ettiği gibi yerden yüzeye çıkan kaynak suları (tektonik göl özelliği) sayesinde her daim hem temiz hemde kendini besleyen bir göl özelliğinde…Tabi bunu engelleyen durumlar da var. Kaynak sularını kullanan fabrikaların sayılarını sınırlandırmadığımız taktirde risk devam edecektir. Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda gerekli tedbirleri aldığını düşünüyorum.

Bu hafta içinde yağışların hızlanacağı tahmin ediliyor. Ardından da Sakarya’nın her yıl alışık olduğu şubat ve mart aylarında 2-3 etkin kar yağışı…Bu zaten gölümüzü takviye etmeye yetecektir. Tabi suyumuzu israf etmemek kaydıyla…İsrafsız ve dikkatli kullandığımızda gölümüz daha uzun yıllar bize hizmet edecektir.

 IŞIKSU DÖNÜM NOKTASI MI OLDU?

Ada Hayat projesi, doğmadan önce de sonrasında da çok konuşuldu. Ne yalan söyleyeyim Mutlu Işıksu’dan önceki dönemlerde de böyle atraksiyonlar oldu ama bildiğiniz üzere o projeler hayata geçirilemedi. Sonuç? Belediyenin borç hanesine bir çentik atıldı. Tabi bu ortaya çıkmayan projeler sonunda akıllara ‘ Adapazarı Belediyesi bu projede de zarar eder mi? Vatandaş yine hayal kırıklığına uğrar mı?’ şeklinde sorular geldi.

Bence Başkan Işıksu’nun en büyük etkisi burada ortaya çıktı. Adapazarı Belediyesi’nin böyle projelere karşı olumsuz imajını ortadan kaldırdı. Kanımca, bu bir milat oldu, yani Ada Hayat projesi…

İmzalar atıldı, proje devam ediyor. 22 yıldır konuştuğumuz ama ortaya somut bir şey koyamadığımız Kentsel Dönüşüm bu projeyle asıl şimdi başlıyor. Evet, yatay mimari çalışmaları önemli fakat sayıları yüzlerle ifade edilen orta hasarlı binaların dönüşümü bence yatay mimariden çok daha önemli…  Marmara’da beklenen 7,2’nin üzerinde bir deprem belki yatay mimarideki 2-3 katlıları etkileyemeyecek fakat, Sakarya’nın göbeğindeki 4 katlı ve de depremde hasar görmüş yüksek binaları yerle bir etmeye yetecektir. Bu yüzden yerinde dönüşümü önemsiyorum. Başkan Işıksu da önemsediği için böyle bir projeye imza attı. Dilerim ki bu proje diğer yüksek binaların bir an önce dönüşümü için vesile ve gurur kaynağı olur…Bir kere daha tebrikler Başkan Işıksu…