Hazır gıda terörü diye bir sektör var. Kimse de bu durumdan şikayetçi değil, şikayetçi olsa da talep etmekten geri durmuyor. Besleyici değeri olmayan fakat içindeki katkı maddelerinden dolayı damakta kalan tattan öteye geçmeyen yanlış ve toksit beslenme tarzıdır. İmkanlar dahilinde ne kadar aza indirgenirse o kadar iyi.

Janjanlı ambalajların içerisindeki ürünlerin birçoğu glikoz, gıda boyası ve yapay kimyasallardan oluşan kanserojen ürünlerdir. Dev şirketler servetlerine servet katarken bizler de kendimize zehir katıyoruz. Metropol şehirlerde yaşayanlar, imkanları el vermeyenler kendilerini zehirli beslenmeye mecbur hissediyorlar.

Arz talep meselesi olduğu sürece kimse size bu şekilde beslenmeyi ve yaşamayı diretmiyor. Herkes kendi imkanları dahilinde hayatından çıkartamasa da en aza indirebilir. Hazır çorba, et suları, meyve suları, cipsler, gazlı içecekler gibi ürünler, hayati ihtiyaç değil tercihtir. Yemezseniz değil, yerseniz ömrünüz kısalır.

Sağlıklı beslenmek yaşam tarzıdır. Hamilelik sürecinde başlayan ve çocukluk döneminde bağışıklık kazanılan öğrenilmiş beslenme alışkanlıkları hayat boyu eşlik eder. Damak tadı ve göz alışkanlığı olan ürünlere karşı çocuklara bu zararlıdır demek doğru ve ikna edici değildir. Bağımlılık yapan gazlı içecekleri içirip ayranı tanımayan nesli sorgulayamazsınız. Fastfood yemekten obez olan, ergenlikte fizyolojik ve psikolojik sorunlara neden olan yanlış beslenme alışkanlıkları son jenerasyonda tahribata neden olmuştur.

Ev hanımları dahi mutfaklarında hazırcı olmuştur. Misafir için hazırlanan el emeği sofraların yerini hazır ve sipariş ürünler almıştır. Meyve suyu yapıp sofraya koymak zor olmamalıdır. Kaşık tutmayı yemeği bilmeyen çocuklar var. Pazar kahvaltılarının yerini hazır ve pahalı kahvaltılar almıştır. Çevresinden köyünden el yapımı ürünleri tedarik edebilme fırsatı olanlar temel ihtiyaçlarını bu şekilde karşılayarak, raf ürünlerine teslim olmamalıdırlar. Devlet eliyle organik market ve pazarlar kurulmalıdır. Organik tarım olarak pazar oluşturulmalıdır. Bu memleketin bereketli toprakları, çiftçisi sağlıklı beslenmek için yeter de artar bile. GDO ve hibrit tohumlu gıdalar yerine öz tarıma geçilmeden çözüm bulmak mümkün değildir. Hormanla beslenmiş beyaz etin ve yumurtanın satışı yasaklanmalıdır. Organik diyerek alınan ürünü haşlayıp ızgara yapsanız ne olur? Ne perhiz ne lahana turşusu.

ZARARLI KATKI MADDELERİ;

Karmin (E120), Aspartam (E951), Glukoz Fruktoz Şurubu, Monosodyum Glutamat (MSG), Trans Yağ, Bazı Gıda Boyaları (Sunset Yellow ( E110), Tartrazin (E102), Karmoisine( E122), Quinoline (E104), Allura Red( E129), Sodyum Sülfit (E250), BHA ve BHT, Sülfür Dioksit, Potasyum Bromat.

Organik bal tereyağı gibi donar. Raftaki bal ise koruyucu madde içerdiği için donmaz. Organik adı altında satılan süt ürünleri günlerce bozulmaz, analiz edildiği zaman içeriği süt tozudur. Paketli diyet ekmekler tatlandırıcı içerdiği için daha da zararlıdır. Yemeğe ve almaya mecbur hissedilen ürünleri talep ettikçe üretim devam edecektir. Raftaki yüksek etiketli yerleri dolup boşalacaktır. Organik beslenmeye organik yaşamaya dönülmediği sürece, adını koyamadığımız organizmalar ve sorunlarla yaşayıp ölmeye mahkumuz.

Organik olan ne varsa kaybettik. Özümüzü, soframızı, tohumumuzu ve kültürümüzü. Organik yaşam ve beslenmeye dönmek temennisiyle vesselâm