Haberlisin.com köşe yazarı Tuğba Biçer, "Gelenek ve Teknoloji Arasında Sıkışan Hayatımız" konusunu kaleme aldı.

Merhaba sevgili okurlar, bu yazımda teknolojiyle iç içe geçen yaşamın getirdiği kolaylıklardan uzakta nasıl yaşadığımızdan ve yaşlandığımızdan bahsedelim istedim.
Bizler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak geleneksel yaşamı seven ve bu yaşamı sürdürmek için çaba harcayan bir milletiz. Bayramlarda büyükleri ziyaret etmek, kına geceleri düzenlemek, ramazanda kurulan uzun iftar sofraları ve komşuya akşam çayına gitmek gibi değerli adetlerimiz bugün hayatın yoğun temposu nedeniyle azalmış olsa da hala geleneklerimizi yaşatmaya çalışmamız gerçekten takdire şayan bir davranış. Bu içimizi ısıtan ve bizi birbirimize bağlayan alışkanlıklara duyduğum memnuniyeti dile getirmeden geçemeyeceğim. Yalnız, bir yandan geleneklerimize sıkı sıkıya bağlıyken, diğer yandan teknolojiyle sanki amansız bir mücadele içindeyiz.
Teknolojiyi bazı alanlarda oldukça iyi kullanmamıza rağmen, günlük yaşamın basit işlerinde kullanmamak için direniyoruz. Geçmişe duyduğumuz sözde özlemden olsa gerek, büyük büyük atalarımızın yaşam tarzına o kadar çok özeniyoruz ki günümüzde hala faytonlarla turistik hizmet veriyoruz. Ufak bir bilgi, bu tür aktiviteler için bisiklet gibi tekerlekli araçlar yüzlerce yıl önce icat edilmişti. Ama görünen o ki, bu bilgiye pek önem verilmiyor; çünkü her yıl, fayton hizmetlerinde kullanılan yüzlerce at, yetersiz beslenme ve kötü koşullarda barınma nedeniyle ölüyor ve bizler hala eski zamanları romantizme ederek, bu yöntemi bilmem kaç yüz yıl önce kullanan atalarımızın kültürel bir mirası gibi göstermeye devam ediyoruz. Atlar yüzlerce yıl önce insanların hayatlarını kolaylaştırsın diye kullanılıyordu; fakat artık teknoloji var, bizler bu alanda teknolojiyi kullanmayı bilmiyor, elektrikli faytonlara neden hala geçemiyoruz?
Bir diğer konu ise köylerimiz. Geleneklerimizin yaşatıldığı, tarıma elverişli topraklara sahip olan ülkemizde, teknolojiyi kırsal alanlarla buluşturmakta hala yetersiziz. Bu nedenle, bir zamanlar “Köylü milletin efendisidir” dediğimiz insanlar tarım ve hayvancılığı bırakıp büyükşehirlere göç etmek zorunda kalıyorlar. Böylece, bizler de yavaş yavaş bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaşıyoruz. 2024 yılında bile, hafif bir rüzgârla birlikte köylerde elektrik kesintileri yaşanıyor. Ancak bunun sebebi, teknolojiye karşı durmamız değil; geçmişte mum ışığında çalışan, sohbet eden büyüklerimizin izinden gitmemizdir, öyle değil mi? Köylerde hala cep telefonlarının çekmemesinin sebebi ise dumanla, mektupla ve güvercinle haberleşmeye duyduğumuz özlemdir. Ya internet? Köylerde internet mi? O da ne? Herhangi bir web sayfası yüklenirken bir fincan kahve içip uzun uzun sohbet etmek için bolca vaktimiz var! Telefonlarımızın çektiği, elektriklerimizin kesilmediği, yani anlayacağınız teknolojiyle buluşmuş köyler istiyoruz.
Teknolojiyle birlikte çözüme kavuşturamadığımız daha gündelik işlerimizde var. Mesela posta işlemleri. Dijitalleşmeyi her alanda hissederken bazı evrak işleri için hala postaneye koşarak gitmek zorunda kalmak oldukça yorucu. Ulaşımda da teknolojiyi tam anlamıyla hayata geçirebilmiş değiliz. Akıllı durakların ve navigasyonun yaygın olduğu bu dönemde bile, çoğu şehirde otobüslerin ne zaman geleceğini kestirebilmek için hala altıncı hissimize ve öngörü yeteneklerimize başvuruyoruz. Dijitalleşmeyi desteklediğimiz bu dönemde, imza işlemleri, tapu ve kadastro işleri, hatta bazı basit bankacılık işlemlerinde dahi hala dosyalar, kağıtlar ve kalemler kullanılıyor. Dijital arşivler ve imzalar birçok ülkede rutin hale gelmişken, bizde hala fiziksel olarak bir yerde bulunmamızı gerektiren işlemler oldukça zaman alıcı ve verimsiz.
Anlaşılan o ki, zaman konusunda büyüklerimizin “Vakit nakittir” öğüdünü pek dikkate almamışız. Bu da bizlere teknolojinin küçük işlerimize yerleşememe sebebinin gelenekselliğimizle alakalı olmadığını, geçmişimize duyduğumuz özlemle alakalı olmadığını gösteriyor. Ekonomik zorlukların arttığı, bütçelerimizle günlük yaşamı sürdürmekte zorlandığımız şu günlerde, bari zamanımızı boşa harcamayalım. Eğer büyüklerimizin dediği gibi vakit nakitse, teknolojinin köstek değil destek olacağı alanlarla, biraz vakit nakdinden faydalanalım!