Bugün kendimiz için yaptığımız veya sesimizi çıkarmadığımız her çirkin olayı, yaptırımı, eksikliği gelecek nesillere borç olarak bırakıyoruz. Gelecek nesle kesilen her faturaya hepimiz, ufak veya büyük imzamızı atıyoruz.
Mesela bu kadar çok ihtiyacımız olmadığı hâlde şehirlerimizi betona boğuyoruz. Ne dünyaya ne de kendimize nefes alabileceğimiz alanlar bırakmıyoruz. Fabrikalarımızla gökyüzünü, yapılarımızla yeryüzünü, atıklarımızla denizlerimizi kirletiyoruz.
Binlerce canlıya, zaman zaman bizlere ev sahipliği yapan ormanlarımızı önce güzel anılar biriktirmek için aile, iş, arkadaş etkinliklerinde kullanıyor, ardından arkamızda bıraktığımız cam şişeler ve izmaritlerle yakıyoruz. Zaman zaman daha çok betonlaşabilmek için bu faaliyeti bilerek, ancak kaza süsü vererek yapıyoruz.
Dünya olarak kültürel erimeler yaşıyoruz. Betonlaşmayla beraber, aciliyet kattığımız hayatları değersizleştiriyoruz. Toplumları, canlıları, insanı ve doğayı görmezden geliyoruz. Dünyanın sadece insandan ibaret olmadığını unutup, haricinde olan canlı ve cansız her şeye zarar veriyoruz. Kendi kendimize bu duruma sinirleniyor, fakat çözümün bir parçası olmuyoruz.
Dijital kirlilikte kendimize dijital kimlikler oluşturuyoruz. Ekran arkalarında yaşıyor, sağlıklı iletişim ve sosyal yaşantımızı köreltiyoruz. Dijital kimlikliler olarak gelecek nesilleri bizler yetiştiriyoruz. Hâliyle bugünümüzü karartıp, dijital iletişimli ancak asosyal, bilgi kirliliğinin ve empati yoksunluğunun çok olduğu bir dünyaya ışık tutuyoruz.
Bizler, zekâsı ve duygusu olan varlık olarak; ne zekâsı ne de duygusu olmayan doğayla uyumsuz yaşamayı ve haricimizde bulunan her canlıyı görmezden gelerek yaşamayı başarıyor, kendi kendimize yaşam alanımızı katlediyoruz.
Aslında bu yazımda bizlere bir mesaj yok, kendime ve sizlere bir sitemim var:
Bizler, bu dünyada kendimize gölge ararken bir yandan da ağaçlarımızı kesiyoruz. En kötü yanı ise hâlâ ayna karşısında kendimizi teselli edebilecek sebepler buluyoruz.
Sizleri bilmiyorum ancak ben dün, bugünden daha çok güzel bir dünyada, bugünden daha çok yaşanabilir bir ülkedeydim.