Kendisinin ne kadar hayırsever olduğunu ve bu yaptığı hayır hasenatların duyulmasını kesinlikle istemediğini kaç kişi biliyor? Ben Fevzi Kılıç’ın bu özelliklerini en iyi bilenlerdenim. Durumu olmayan insanları bizzat gözetip kollayan, yardım kolilerini gizlice götüren bir başkandan söz ediyoruz. Sadece kişiler değil; dernekler ve kurumlara da yardım yapan ev bunun asla duyulmasını istemeyen bir gönül insanından bahsediyoruz…
Bu müthiş özelliği direk kendisine sormuştum.
-Neden başkanım?
-O kadar hayır yapıyorsunuz, bunu neden haberleştirmeyelim? Daha fazla insan görmeli bu güzel işleri dedim…
Mütevazi kişiliği kendisine o kadar çok yakışıyor ki alacağım cevabı bildiğim halde sormuştum. Az ama etkili konuşan Fevzi Kılıç yine beni şaşırtmadı ve şu güzel cevabı verdi:
-Bak Erhancım…Sağ elinin verdiğini sol elin görmemesi lazım. Dünyada kazandıklarımız dünyada kalır ama bu kazandıklarımızı hayır işlerinde kullanırsak, ihtiyacı olanlara dağıtırsak işte o zaman dünyada kalmaz bizim ahireti kazanmamıza da vesile olur.
-Ben çorba içer yatar uyurum ama bir çocuk yatağa aç girerse ben uyuyamam. Allah resulü ve onu seven dostları hayır hasenat işlerinde koşarken, biz neyin derdindeyiz?
-Bir hayır işliyorsan bunu Mevla’nın görmesi yeterli. Sayfalar dolusu reklam yapıp hayır işlediğini gösterenler olabilir ama bu bana göre değil…Amacımız insanların yüzünü güldürmek. Buna vesile oluyorsak ben çok huzurluyum…
İşte Başkan Fevzi Kılıç böyle bir adamdı. Yaptığı hayır işlerinin duyulmasını asla istemezdi…Bazı kişiler onun sert mizacının olduğunu söylerdi. Aslında çok ciddi ve sert görünüşünün altında harika bir kalbi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim…
Kendisinin reklamını ve övülmesini istemez, savurganlığı sevmez, kalabalık ortamlardan fazla hoşlanmazdı. Partide çok farklı bir yeri olan Fevzi Kılıç, insanları dinlemesini çok severdi. Dertlilerin abisi derdi bazı kişiler. Birinin sıkıntısı oldu mu onu arar, geç saatte olsa bile o kişinin sorununu çözmeye gayret ederdi. Bazen karşısındaki insan saatlerce konuşurdu. Yine de sıkılmaz konuşmasının bitmesini beklerdi.
Ölümden çok söz ederdi. ‘Ölüm en iyi nasihattir’ hadisini içine en iyi sindirenlerden biriydi Fevzi Başkan…Benimle her sohbetinde ölüm sohbetinden bahsederdi mutlaka.
-Erhancım, ‘ölümse, gülümse’ derdi…Neden? derdim… Mevla’ya kavuşmanın neresi kötü, bu yüzden gülümse…Ölüm bir ayrılık değil, yeni başlangıçların kapısı derdi…
Mevla ahiret yolcuğunu kolay eylesin, seni özleyeceğiz güzel insan, adam gibi adam…