Parayı zamanında sıkıştırmayanlar, şimdi geri vitesle bunu yapmaya çalışırken TL’nin değer kaybıyla ( döviz fiyatları artışı) vatandaşa enflasyonu yaslamaya devam ediyor.  Tüm bunlar olurken, ortalığı düzeltecek diye Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ve Merkez Bankası’na getirilen kişiler de para politikalarında bağımsız olmadıklarını, son açıklanan faiz kararında da gösterdi.

Merkez Bankası (TCMB) politika faizini dün beklentilerin altında artırarak yüzde 15’ten yüzde 17,5’e yükseltirken kademeli sıkılaştırmayı destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları aldığını açıkladı.

Kanımca yapılmış büyük hatalardan birisi. TL sıkılaştırma politikalarına bu sefer inanmak isteyen yatırımcılar için tam bir hayal kırıklığı yaşandı. Beklenti anketlerinde bile TCMB’nin politika faizini 500 puan artışla yüzde 20’ye çekilmesi öngörülürken, banka 250 baz puanla yetindi. Yatırımcılar bunu “ Ekonomi yönetimi, hala tek adama bağlı” mesajı olarak algıladı…

Yapılan artırımın TL üzerinde baskıyı azaltacağını zannetmiyorum, bilakis son hamle (ürkek) TL’deki baskıyı artırıp dövize gidecek yatırımcıları daha da cesaretlendirecektir. TL’nin artık daha fazla değer kaybetmesini istemiyorsanız, korkak adımlar değil; cesur, ilerisini görebilen, TL’yi güçlendirici ve sonuçları net olan sıkılaştırıcı para politikalarına odaklanın…

ÖTV, KDV ve ücret artışlarının önümüzdeki enflasyon sürenini ciddi şekilde yukarıya taşıyacakken, para sıkılaştırma konusunda daha yavaş davranılması, ekonomi yönetimini hem zorlayacak hem de hareket alanını daraltacak. Tabi buna bağlı olarak da enflasyonla mücadele süreci uzayacak.

Ekonomi yönetimine ufak bir tavsiye…Bildiğinizi yapın, doğruları yapın…Emirler ve tavsiyeler ülkeyi daha da aşağıya çekiyor…Bunu son 2 yılda çok iyi gördünüz…

İKİNCİYE SEÇİM EKONOMİSİ UYGULARSANIZ…

Geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde uygulanan seçim ekonomisinin bedelini milyonlar çekmeye devam ediyor. Kimse bununa adına dünyadaki ekonomik kriz falan demesin…Pandemi sonrasında dünya gıda fiyatları aylardır kıpırdamazken, benim ülkemde gıda fiyatları tavan yapıyor.

Neyse bunu geçtim…

Önümüzdeki mart ayında yerel seçimler yapılacak. Yeniden bir seçim ekonomisi uygulandığı taktirde (karşılıksız para basımları, oraya buraya ucuz krediler , bol keseden para dağıtımlar vs vs) enflasyonla mücadeleyi baltalayacağı gibi, ikinci bir hatayı bu ülke ekonomisi kaldırmaz. Şu an yapılan iyileştirmeler ancak seçime kadar götürebilir.

Asıl endişe verici şey; Türkiye’nin yapısal bozukluklarına çare getirecek hiçbir şey yapılmıyor. Bu köşeden uyarımı bir kez daha yapayım; bazıları ekonomideki ciddiyetin farkında olmayabilir fakat br kez daha seçim ekonomisi uygularsanız ülkedeki milyonlarca kişinin ipini çekersiniz…Yeterince açıkça yazdım değil mi?