Dünyayı kirletenlerden biri de kendi kusurunu, kendi yanlışlarını görmeyenlerdir. Şımarıklığını, cahilliğini, marka merakı veya takıntısı, nefs ve heveslerini anlamayan veya görmeyenlerdir. Şöyle ki, bir öyküyle anlatayım.
Bir Alman Münih’ten Nürnberg’e doğru arabasıyla gidiyormuş, bir ara müzik dinlediği radyo polis anonsuyla kesilir. " Dikkat! Nünberg otoyolunda bir araç kavşaktan ters yöne girmiş, ilerlemektedir; o yolda giden sürücülerin dikkatli olmaları gerekmektedir."
Karşıdan aynı hat üzerinde geldiğini gören sürücü, araç telefonundan polis radyosuna dönerek: “Polis bey! Polis bey! Ne bir arabası, ters yöne giden yüzlerce, yüzlerce!
İşte insanın böyle bir zaafı var. YANLIŞI HEP BAŞKALARINDA ARAR, HER ŞEYİN İYİ OLDUĞUNA KENDİNİ İNANDIRMAK İSTER.
Gerçekten peşin ve kesin yargılarımız var. Bu nedenle, gözü kör, kulağı sağır eden bu dikkatsizlikle, açık gerçeğe rağmen yanlışı sürdürürüz. Acaba gözden kaçan bir şey var mı? Yanılıyor muyum? Kuşkusundan uzak durmadan yol alırız.
Felaket, her şey iyi gidiyor sanıldığı bir anda, gözden bir noktanın kaçırılmasıyla başlar. Bir yanlış sollamayla doğan trafik kazaları zamanla unutulan ufak bir hata sonucu insanın yapacağı ölümcül sonuçlar doğurur. Telafisi imkansız acılar bırakır.
Dikkatsizlik, bilgi noksanlığından daha fazla ziyana sebep olur. İstemeden, farkına varmadan da insan fenalık yapabilir ve insan dünyayı kirletenler kavramının baş oyuncusu olarak rolünü oynar.
Kalın sağlıcakla.