Deprem bölgesindeyiz.
17 Ağustos 99…
12 Kasım 99 ve daha birçok deprem bizi Kentsel Dönüşümü hızlandırmaya götüremedi.
Beylik lafların ötesine geçemedik 17 Ağustos sonrası….
Bizim kentin yönetenleriyle hasarlı bina sahiplerinin ‘tek deprem duyarlılığı’…
Unutmadık, unutturmayacağız! Lafzı oldu…
Düzce’de yaşanan depremi şehir olarak hissettik.
Geceyi sokakta geçirenlerimiz oldu.
Geceyi sokakta geçirmenin ötesinde bir adım atılır mı sorusunu sormaya gerek var mı?
Kafamızı kuma gömmek yerine depreme dayanıklı yapılar oluştursak daha iyi değil mi?
17 Ağustos 1999 depreminden bugüne kadar samimi, dönüşüm hamlesi yapıldı mı?
Cevabı belli sorularla sizleri yormayacağım.
Belki birileri, hepimizin bildiği, gördüğü gerçeği yazarsam utanır.
Kentsel dönüşümü beceremedik, çok katlıları mültecilere kiraya verdik. Şehir merkezinin mültecilere terk edilmiş olması kimsenin umurunda olmadı.
Şehrin kalbinde artık Sakaryalının girmeye korktuğu sokaklar oluştu.
Kimsenin görmek istemediği ama şehrimizin kalbinde oluşan GETTO yerel yöneticilerin başarısı olarak kayıtlara çoktan geçti!
Deprem duyarlılığı oluşturamayan yöneticilerimiz, sağ olsunlar her seçim döneminde oluşturdukları algıyla hedeflerine varıyor.
Vatandaşın” yine sallandık” diyerek olası bir depremi endişe ile bekleyişinden de idarecilerin “ Şükürler olsun can kaybımız yok” açıklamalarının bir faydası yok.
Yapı stokumuzu güçlendirelim. Deprem yorgunu binalardan kurtulalım. Şehrin merkezini yenileyelim.
Yapılarımızı güvenli hale getirdiğimizde de sallanacağız. Ama korkumuz azalacak.
***
O kitap SATSO’nun
Bildiğim kadarıyla fikir SATSO Başkanı Akgün Altuğ’un.
Meselenin ete kemiğe bürünmesi için SATSO’da oluşturulan bir komisyon kararıyla kaynak oluşturuldu.
Üniversiteden bir arkadaşa gezmesi, yemek reçetelerini toplaması için belli bir ücret karşılığında anlaşma yapan SATSO.
Büyük imkanlar neticesinde ortaya bir eser çıktı. Eserin lansmanını yapanın SATSO olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Meseleyi anlamayanlar için bir kere daha anlatayım. Fikir SATSO’nun… Kaynak SATSO’nun… Kitabın tanıtımını yapan yine SATSO…
Buraya her şey anlaşıldıysa devam edeyim. Üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışan ve ücreti mukabilinde toplanan belge ve bilgileri temize geçen yada kitabı yazan arkadaş, işe sahip çıkmaya kalkınca ortalık karıştı.
Üniversite çalışanı arkadaş ile anlaşma yapılırken adını yazmaması bile istenebilirdi. Emeğe saygısızlık olmasın diye dillendirilmeyen bir mevzu, bugün fikre, oluşturulan kaynağa saygısızlığa dönüştü.
Diyeceklerim bu kadar. Yazman arkadaş ve avanesi istediği kadar emeğe saygısızlık yapmaya kalksın, gerçeklerin gün yüzüne çıkması gibi bir realite var.